+ Karar.Org | Karar , forum , turkforum , karar forum » Beyin Fýrtýnasý » Tarih (Moderatör: hayati)
 Selçuklular

Kullanýcý Adý: Beni Hatirla
Þifre:
Sayfa: [1]   Yukarý git
Konu: Selçuklular  (Okunma Sayýsý 149 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
S.W.A.T
er
*



Karma: -6
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayýsý: 187


Üyelik Bilgileri E-Posta
Selçuklular

IRAK SELÇUKLULARI 

Selçuklu topraklarýnýn batý kýsmýnda kurulan hânedân. Sultan Mehmed Tapar�ýn 1118 senesinde vefâtýyla meydana gelen iç hâdiseler neticesinde, Sencer ile Mahmüd arasýnda 11 Aðustos 1119 târihinde yapýlan Sâve Savaþýndan sonra, Büyük Selçuklu Devletinin baþýna Sencer geçti. SultanSencer yeðeni Mahmüd bin Muhammed�e ise Hemedan, Kirmanþah ve Ýsfehan dâhil olmak üzere Batý Ýran ile Irak topraklarýnýn idâresini verdi. Böylece Irak Selçuklularý Devleti kuruldu.

Sultan Mahmüd�un zamânýnda en tehlikeli bölge, kuzeybatý, yâni Erran ve Kafkasya�ydý. Bu bölgede Dördüncü David idâresindeki Gürcüler faaliyet gösteriyorlardý. GürcülerinTiflis�i ele geçirmelerine karþýlýk SultanMahmüd bir sefer düzenledi ise de baþarý saðlayamadý. Büyük SelçukluSultaný Sencer�e tâbi olarak saltanat süren Mahmüd 1181 senesinde henüz 27 yaþýndayken vefat etti.

Sultan Mahmüd�un ölümü üzerine, Hemedân�da bulunan genç yaþtaki oðlu Dâvüd, Sultan îlân edildi. Dâvüd�un sultanlýðý Cibâl ve Âzerbaycan�da tanýnýrken, amcasý Mesüd daIrak�ta hükümdârlýðýný îlân etti. Bunlarýn arasýndaki taht mücâdelesinin kýzýþmasý üzerine ultan Sencer, Irak Selçuklu Devletindeki karýþýklýklara son vermek için bir sefer düzenledi. Dinever yakýnlarýnda yapýlan savaþý IrakSelçuklularý kaybetti. Mesüd kaçtý. Sencer yeðeni Tuðrul�u Irak Selçuklu tahtýna oturttu ve vezirliðe de Ebü�l-Kâsým Dergüzini�yi tâyin etti.

Sultan Tuðrul tahta geçtikten sonra, Fars Hâkimi EmirMengübars, bir mektup yollayarak ÞehzâdeAlparslan�ý yanýna göndermesi hâlinde, itâate hazýr olduðunu bildirdi. Sultan, oðlu Alparslan�ý Fars�a yolladý ve Emir Mengübars�a atabeg ünvâný verdi. Böylece çýkacak bir karýþýklýðý önlemiþ oldu.

Sultan Tuðrul�un saltanatýna ilk itiraz Dâvüd�dan geldi. Sultan Mahmüd�un oðlu Dâvüd, topladýðý orduyle Tuðrul üzerine yürüdü. Ancak Hemedan önlerinde yapýlan savaþý kaybetti. Baðdat�a kaçtý. Bu durumu öðrenen Mesüd da Baðdat�a geldi.Mesüd, Dâvüd ile Halife, Sultan Tuðrul�a karþý bir ittifak kurdular. Halife, Mesüd�u sultan ilân etti. Mesüd�un hazýrladýðý müttefik ordu, 1133 senesi Mayýs ayýnda Hemedân civârýnda yapýlan muharebede Tuðrul�a karþý bir zafer kazandý. Maðlub olan Sultan, önceRey�e, oradan da Ýsfehan�a gitmek mecbüriyetinde kaldý.Sultan Mesüd�un tâkibi üzerine Fars eyâletine çekildi. Adamlarýnýn karþý tarafa geçmesi üzerine Sultan Tuðrul, kardeþinin eline esir düþmemek için tekrarRey þehrine döndü. Bu sýrada baþarýsýzlýklarýna sebeb olarak gördüðü veziriEbü�-Kâsým Dergüzini�yi öldürttü. Tuðrul, Rey þehri yakýnlarýnda,Mesüd ile tekrar harb etti ve yenilerek Taberistan�da hüküm süren Bâvendiler�e sýðýndý. Daha sonraDâvüd�un Âzerbaycan�da, Mesüd�a karþý isyân etmesi üzerine Sultan Tuðrul bir ordu toplayarak Mesüd�a karþý bir sefer düzenledi. Ýki ordu Kazvin yakýnlarýnda karþýlaþtý. Ordusundaki bazý komutanlarýn Tuðrul�un tarafýna geçmesi yüzünden Mesüd, 1134 yýlýnda yapýlan bu muhârebeyi kaybetti ve Baðdat�a kaçtý. Bu gâlibiyet üzerine Sultan Tuðrul, saðlam bir þekilde Hemedân�a, Irak Selçuklu tahtýna oturdu. Fakat kýsa bir süre sonra 1134 senesi Ekim ayýnda hastalanarak öldü.

Mesüd, Sultan Tuðrul�un ölüm haberini aldýðý zaman, derhal Hemedân�a giderek Irak Selçuklu tahtýna oturdu.Sultan Mesüd�un ilk iþi yeðeniDâvüd�un isyânýný önlemek oldu. bu maksatla kýzýný Dâvüd ile evlendirdi ve veliaht tâyin etti.

Sultan Mesüd�un saltanatý isyan eden emirlerle mücâdele içerisinde geçti. ÃŽmâdeddîn Zengi, AtabegMengübars ve Emir Bozala�nýn kuvvetleriyle defalarca yapýlan savaþlar Irak Selçuklu Devletini yýprattý. Bu mücâdeleler sýrasýnda Veliahd Dâvüd da 1143 senesindeTebriz�de Bâtýnîler tarafýndan öldürüldü. Uzun süren mücâdeleler sonunda iç karýþýklýklarý tamâmen ortadan kaldýran Mesüd, çok yaþamadý, hastalanarak 1152 yýlýnda Hemedan�da öldü.

Sultan Mesüd�un ölümü üzerine, Melikþâh bin Mahmüd, Emir Has beg tarafýndan sultan ilân edildi. Fakat onun hükümdârlýk için yetersiz olduðunu gören Emirler, kardeþi Mehmed�i Huzistan�dan getirterek Irak Selçuklu tahtýna oturttular. Sultan Mehmed�in tahta geçtikten sonra ilk iþi, tahta geçmesini saðlayan Has Begi öldürmek oldu. Daha sonraSelçuklu otoritesini Irak�ta yeniden canlandýrmaya çalýþtý. Irak�ta bulunan Türk unsurlarýna karþý cephe alan Abbâsi Halîfesi Müktefi ile arasý açýldý. Musul Hâkimi Mevdüd�un yardýmýyla Halife�nin ordusunu maðlüb etti ve Baðdat�ý kuþattý. Kuþatma uzun sürdü. Bu sýrada Halife�nin kýþkýrtmasýylaÞehzâde Melikþah bin Mahmüd ve Atabeg Ýldeniz, 1157 yýlýnda Cibal bölgesinde harekete geçerek Hemedân�ý zabtettiler. Bu durumu öðrenen SultanMehmed, kuþatmayý kaldýrarak Hemedân üzerine yürüdü. Atabeg Ýldeniz, Âzerbaycan�a geri döndüðü için, askerî kuvvetten mahrüm kalan Melikþah da Hemedân�ý terk etti. SultanMehmed, onlarýn taraftarlarýný Rey ve Ýsfehan bölgesinden temizledi. Bir süre sonra hastalandý ve 1159 senesinde Hemedân�da öldü.

Sultan Mehmed�in ölümünden sonra yerine kimin geçeceði konusunda Selçuklu emîrleri tam bir anlaþmazlýða düþtüler. Bir süre sonra Musul�da hapiste bulunan MuhammedTapar�ýn oðlu ve Sultan Mehmed�in amcasý Süleymân Þâh serbest býrakýlýnca, Hemedan�a gelerek Irak Selçuklu tahtýna oturdu. Arslan-Þâh�ý kendisine veliaht tâyin etti. Süleymân Þâhýn devlet iþlerinde yetersiz kalmasý, emirlerin desteðini kaybetmesine sebeb oldu. Baþlarýnda Gürd-bâzü�nun bulunduðu emîrler, Arslan-Þahý sultan yapmak için Ýldeniz�i dâvet ettiler. Gürd-bâzü, Süleymân Þahý yakalayýp hapsetti ve bir süre sonra da 1161 yýlýnda öldürdü.

Arslan Þah, Atabeg Ýldeniz ile berâberHemedan�a giderek tahta oturdu. Þemseddîn Ýldeniz, Sultânýn atabegi olarak idâreyi tamâmen ele geçirdi. Ýldeniz�in devlet iþindeki kuvvet ve kudretini çekemeyen bazý emîrler, hânedân mensuplarýyla anlaþarak karþý çýktýlar. NeticedeArslanÞahý (1161-1176) ve onun yerine geçen Ýkinci Tuðrul (1176-1194) dönemleri saltanat kavgalarý ile geçti. Bu þekilde zayýflayan devlet, 1193 senesinde Harzemþahlar tarafýndan tehdit edilmeye baþlandý.

Harezmþâh Sultâný Tekiþ, Irak�ý ele geçirmek istiyordu. SultanTuðrul bu tehlikeyi önlemek için Rey�e gitti. Neticede iki tarafa rasýnda barýþ yapýldý. Yapýlan antlaþmaya göre, Rey, SultanTekiþ�e býrakýldý. Bu antlaþmadan bir süre sonra 1193 senesinde doðuya sefer düzenleyen Sultan Tuðrul, Rey þehrini ele geçirdi ve buradaki Harezmlilerin bir kýsmýný öldürdü. Ertesi sene Kutluð Ýnanç, SultanTekiþ�ten aldýðý yardým ile birlikteRey üzerine yürüdü. SultanTuðrul, kumandanlarýnýn tavsiyelerine raðmen çekilmeyi kabül etmedi. Barýþ görüþmeleri neticesiz kaldý. Nihâyet Sultan Tuðrul, Rey þehri önünde 1194 yýlýnda yapýlan muhârebede yenildi ve Kutluð Ýnanç tarafýndan öldürüldü. Onun ölümü ile Irak Selçuklularý Devleti târihe karýþtý.

Irak Selçuklularýnýn devlet teþkilatý, mâhiyet îtibâriyle Büyük Selçukllarýn bir kopyasýydý. Yalnýz devletin baþýnda Sultân-ül-Muazzam lakabý ile bulunan sultan, Büyük Selçuklu Sultânýna tâbiydi. Bu durum Büyük Selçuklu Devletinin 1157 senesinde yýkýlýþýna kadar devâm etti. Bu târihten itibâren Irak Selçuklu sultanlarý, baðýmsýz birer sultan hâline geldiler.

Irak Selçuklularýnda, hükümet iþleri Büyük Dîvân tarafýndan yürütülmekteydi. Bu dîvâna ise, mâlî iþlere bakan Dîvân-ýÝstifâ, mâli ve idârî iþlerin kontrolünü yapan Dîvân-ý Ýþrâf, yazýþma iþlerini yürüten Divân-ý Arýz gibi dîvânlar baðlýydý. Irakselçuklu ordusu da, Büyük Selçuklu gibi üç kýsýmdý. Ordunun esâsýný sipâhiler meydana getirmekteydi. Bunun yanýnda merkeze baðlý atabeglikler ile eyâletlerde de asker beslenmekteydi.

Devletin hâkim olduðu topraklar üzerindeki en önemli yerleþme merkezleri; Hemedan, Ýsfehan, Musul, Samarra, Erbil ve Haleb gibi þehirlerdi. bu merkezlerin bir kýsmý doðrudan doðruya merkeze baðlý, bir kýsmý ise, tâbi atabeglerin idâresi altýnda bulunuyordu. Her biri ticâret merkezi olan bu þehirlerde dokumacýlýk ve el sanatlarýnýn yanýsýra zirâat da çok geliþmiþti. Kuzey Irak bölgesi coðrafî bakýmdan daðlýk ve yaylalýk bir yapýya sâhipti. Bu yüzden bu bölgede hayvancýlýk ve deri sanâyii geliþmiþti.

Irak�ta iktisâdî hayâtýn geliþmesi, içtimâî hayâtýn da yükselmesini saðladý. Ahmed bin Münir, El-Kaysarânî, Müslim bin el-Hýdýr gibi þâirlerin yanýsýra El-Azîmî ve Ýbn-ül-Esîr gibi târihçiler de bu devirde yetiþmiþtir.

 
Moderatöre Bildir   Logged

Yaðmurlu bir günde görmüþtüm seni...
Üstünde çubuklu formalar vardý...
Bi anda vuruldum aþýk oldum ben...
Hayatýn anlamý siyah beyazdý...

Ölümle yaþamý ayýran çizgi;
Siyahla beyazý ayýramazki,
Her yolun sonunda ölüm olsada
Bizi bu sevdadan ayýramazki
S.W.A.T
er
*



Karma: -6
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayýsý: 187


Üyelik Bilgileri E-Posta
Selçuklular

SURÝYE SELÇUKLULARI

Suriye Selçuklu Devleti'nin kurucusu Tutuþ, Büyük Selçuklu Sultaný Alp Arslan'ýn oðludur. Suriye fâtihi Emîr Atsýz'ýn Kahire önlerinde Fâtýmîlere maðlübiyetinden sonra öldüðü sanýlmýþ, bu sebeple Sultan Melikþâh Suriye'ye kardeþi Tutuþ'u göndermiþti (1077-8). Ancak ölmediði anlaþýlan Atsýz'ýn Sultan Melikþâh'a müracaatý üzerine, Tutuþ'a Haleb bölgesine gitmesi için emir vermiþti.

Daha sonra Fâtýmîlerin Dýmaþk'ý kuþatmasý, Atsýz'ýn Tutuþ'u yardýma çaðýrmasýna sebep oldu. Tutuþ önemsiz bir sebeple Atsýz'ý öldürdü ve onun idaresindeki Suriye þehirlerini ele geçirdi (1079) ve ardýndan Kudüs'ü aldý. Böylece baþkent Dýmaþk olmak üzere Suriye Selçuklu Devleti kurulmuþ oldu.

Suriye'yi, Anadolu fâtihi Süleymanþah'ýn da ele geçirmek istediðini görüyoruz. Süleymanþah iki defa Haleb'i kuþattý ise de, almaða muvaffak olamadý. Þehri idare eden ibn el-Huteytî bu sýrada Tutuþ'u davet etti. Melik Tutuþ beraberinde Artuk Bey olduðu halde harekete geçti. Halep civarýnda Ayn Selem mevkiinde yapýlan savaþý ve hayatýný kaybeden Süleymanþah olmuþtu (1086). Tutuþ Haleb þehrine sahip olduysa da, iç kaleyi alamadý. Diðer taraftan Suriye'deki bu olaylar sebebiyle, Melikþâh Haleb'e doðru hareket etmiþ, kardeþi ile karþýlaþmak istemeyen Tutuþ da Dýmaþk'a çekilmiþti.

Tutuþ'un Anadolu Selçuklularý devleti hükümdarý Süleyman Þah'la mücadelesine müdahale eden Melik Þah, Suriye'ye indiði zaman savaþ bitmiþ ve galip Tutuþ, Haleb'i iþgal etmiþti. Cezalandýrýlacaðýndan korkan Tutuþ, metbuu Melik Þah'la görüþmeden þehri boþaltmýþ ve Þam'a çekilmiþti. Ýþte bu sýrada Süleymanþah'a karþý zaferin kazanýlmasýnda baþlýca rol oynayan Artuk, bu sefer de Tutuþ'u imparator Melik Þah'a karþý savaþa teþvik etti. Artuk'un fikrine göre, Melik Þah'ýn ordusu ve hayvanlarý yorgundur; hücum edildiði takdirde bu ordunun mukavemet etmesi imkânsýzdýr. Tutuþ'un buna karþý verdiði þu kat'î cevap çok dikkate þayandýr: "Gölgesinde gölgelendiðim kardeþimin þerefini ve haþmetini kýramam". Bu kýsa cümle Tutuþ'un imparator hakkýndaki düþüncesini büyük bir belâgatle ortaya koymaktadýr. Böylece Tutuþ, muhtelif vesilerle hakana kýrgýn olan Artuk'un maksadýna âlet olmamýþtýr.

Sultan Melikþâh'ýn kuzey Suriye'den ayrýlmasýndan sonra Fâtýmîler, Filistin ve Suriye'nin bazý þehirlerini ele geçirdiler. Melik Tutuþ, Melikþâh'dan aldýðý yardýmla harekete geçti ve 1090'da Humus'u ele geçirdiyse de Trablus-þâm kuþatmasý baþarýsýzlýkla sonuçlandý. Bu suretle Fâtýmîlerin iþgâl ettikleri þehirler geri alýnamadý. Arkasýndan Tutuþ, kardeþi Melikþâh'ýn ölümü ile, Büyük Selçuklu Devleti tahtýný ele geçirmek için mücadeleye giriþtiyse de, bu arzusu genç yaþta hayatýný kaybetmesine sebep oldu (1095).

Melik Tutuþ, Büyük Selçuklu tahtýný ele geçirmek için giriþtiði mücadelede, Hemedân'da bulunduðu sýrada oðlu Rýdvân'dan bir ordu ile yardýma gelmesini istemiþti. Rýdvân yardým için Haleb'den ayrýlmýþ, fakat babasýnýn ölüm haberini aldýðý zaman sür'atle adý geçen þehre dönmüþtü. Tutuþ'un Haleb'deki nâibi Vezîr Ebu'l-Kasým el-Hasenî, Rýdvân'ý babasýnýn halefi olarak tanýdý. Ancak bu vezîrin tahakkümü Rýdvân'ýn atabegi Cenâh ed-Devle Hüseyin b. Ay-Tigin tarafýndan önlenmiþ, Rýdvân bundan sonra gerçek manada "Haleb Selçuklu Melikliði"ni kurmuþtur (1095).

Öte taraftan, Rýdvân'ýn kardeþi Dukak da babasýnýn ölümünden sonra Haleb'e dönmüþtü. Bir süre sonra Tutuþ'un Dýmaþk'taki nâibi Sav-Tegin, Dukak'ý adý geçen þehre davet etti. Dukak bu davete uyarak Dýmaþk'a gitmeðe ve Suriye Selçuklularýnýn "Dýmaþk þubesi"ni kurmaða muvaffak oldu. Böylece kýsa bir süre içinde Suriye Selçuklu Devleti, iki melikliðe bölündü.

Melik Rýdvân, Haleb Selçuklu Melikliði'ni kurduktan sonra hükümdarlýk sahasýný geniþletmeðe çalýþtý. Ýlk önce beraberinde Vezîr Cenâh ed-Devle olduðu hâlde Suruç üzerine yürümüþ, fakat Artukoðlu Sökmen'in baþarýlý savunmasý karþýsýnda buradan çekilerek Ermeni Toros idaresindeki Urfa'yý zabtetmiþti (1096). Melik Rýdvân þehri iç kalesinin idaresini Antakya valisi Yaðý-basan'a vererek Haleb'e döndü. Rýdvân Dýmaþk þehrini de alarak, babasýnýn saðlýðýndaki topraklara sahip olmak istiyordu. Sonuçta Dýmaþk'ý kuþattý, fakat baþarýsýz oldu.

Ýki kardeþ arasýndaki bu hâkimiyet mücadelesinden faydalanan Fâtimîler, Emîr el-Cüyüþ Efdal kumandasýndaki bir orduyu Kudüs'e gönderdi. Fâtýmî ordusu kýrk gün süren bir kuþatma ve savaþtan sonra Kudüs'u Artuk ailesinden teslim aldý (Aðustos 1096). Melik Rýdvân ise ayný ay içinde Antakya yörelerine kadar uzanan yaðma ve tahrip akýnlarýnda bulundu, daha sonra Dýmaþk'ý ele geçirmek üzere hazýrlýklara giriþti ise de bu sadece baþarýsýz bir teþebbüs oldu. Çok geçmeden Melik Dukak, Rýdvân'a mukabele olarak Haleb üzerine yürümeðe teþebbüs etti. Ýki taraf ordularý Kennesrîn'de karþýlaþtýlar. Rýdvân, Dukak ve beraberindekileri aðýr bir yenilgiye uðrattý (20 Mart 1097). Dukak, Rýdvân'ýn tabiiyetini tanýmak zorunda kaldý.

Bu sýrada Rýdvân Haleb'deki hâkimiyetini devam ettirebilmek için Fâtýmîlerin desteðine ihtiyaç duymuþ ve bu devletle iþbirliði yapmýþtý. Bunun neticesinde hâkim olduðu yerlerde dört hafta süreyle Mýsýr Fâtýmî Halîfesi el-Musta'lî adýna hutbe okuttu. Ancak kendi çevresinin þiddetli tepkileri üzerine hutbe tekrar Abbâsî Halîfesi adýna okunmuþ ve Rýdvân, Halîfe el-Mustazhîr'den af dilemiþti (1097). Bu sýrada Müslüman ülkelerine batýdan Haçlý Seferleri'nin baþladýðýný görüyoruz. Anadolu'yu geçen Haçlýlar Antakya'yý zabtetmiþlerdir (1098). Haçlýlar bundan sonra hâkimiyet sahalarýný geniþletmeðe çalýþtý, Antakya kontu Bohemond Haleb'e baðlý bazý kaleleri iþgâl etti. Bir süre sonra Melik Rýdvân harekete geçerek Haleb çevresinde Haçlýlarýn eline geçen bir çok yerleri geri almýþ, bu suretle bir süre için Haçlý tehlikesinden uzak kalýnmýþtý.

Fakat bu çok kýsa sürmüþ, 1105 senesinde Kýnnesrin'de Rýdvân ile Haçlýlar tekrar karþýlaþmýþlardý. Ancak Rýdvân Haçlýlar ile yapýlan savaþý kaybederek Haleb'e çekilmek zorunda kaldý (1105). Haçlýlar onun bu yenilgisinden yararlanarak Haleb bölgesinde yaðma ve istilâya giriþtiler.

Büyük Selçuklu sultaný Muhammed Tapar 1106 yýlýnda Musul bölgesine Emîr Cavlý Sakavu'yu atamýþtý. Cavlý Musul'a hâkim olabilmek için Türkiye Selçuklu Sultaný Kýlýç Arslan ile mücâdeleye giriþti ve Melik Rýdvân'dan da bu husüsta yardým istedi. Rýdvân da askerleriyle birlikte ona katýldý. Yapýlan savaþý kaybeden Kýlýç Arslan Hâbür suyunda boðuldu (1107). Fakat daha sonra Rýdvân ile Cavlý'nýn arasý açýldý. Rýdvân bu durumda Antakya prensi Tancred'e mektup yazarak ondan yardým istedi. Ayrýca Cavlý'nýn Haleb'i tehdit ve onun Suriye'deki Haçlý hâkimiyeti için de bir tehlike teþkil ettiðini bildirdi. Tancred, Melik Rýdvân ile anlaþýrken, Cavlý da Urfa Kontu Baudouin ile birleþti. Ýki taraf arasýnda Tel-Bâþir'deki savaþ, Tancred ve Rýdvân lehine neticelendi (Ekim 1108).

Emîr Mevdüd idaresindeki Selçuklu kuvvetlerinin Urfa'yý kuþatmasý (1110), Haçlýlarý bu þehri kurtarmak maksadýyla bir süre için Suriye'den ayrýlmalarýna yol açtý. Melik Rýdvân bu fýrsattan istifâde ederek Antakya bölgesine kadar akýnlarda bulundu. Daha sonra Antakya'ya dönen Tancred Rýdvân'a aralarýndaki anlaþmanýn bozulduðunu bildirerek karþý harekete geçti, önemli bazý kaleleri zaptederek ve yaðma akýnlarý ile bölgeyi büyük zarara soktu. Melik Rýdvân bu durumda Tancred ile daha aðýr þartlarda bir barýþ yapmak zorunda kaldý (1111).

Melik Rýdvân bir süre sonra Haçlýlarýn Haleb yöresindeki faaliyetleri sebebiyle güç duruma düþmüþ ve yardým için Büyük Selçuklulara baþvurmuþtu. Sultan Muhammed Tapar'ýn çaðrýsýna bir çok Müslüman emîr uymuþ ve Mevdüd'un idaresindeki bu Selçuklu ordusu, Joscelin'in elinde bulunan Tel-Bâþir'i kuþatmýþtý. Fakat sonuç alýnamamýþtýr. Melik Rýdvân ise Haleb Selçuklu Melikliði'nin Haçlýlarýn baskýsý sonunda yok olmak tehlikesiyle karþý karþýya bulunduðunu Emîr Mevdüd'a bildirerek, Selçuklu ordusunun Haleb'e gelmesini istedi. Emîr Mevdüd bu arzuyu kabul ederek Haleb bölgesine geldi. Ancak, muhtemelen Selçuklu askerlerinin sert hareketleri, Rýdvân'ýn Haleb kapýlarýný kapamasýna sebep oldu. Neticede Selçuklu ordusu Haleb önünden ayrýlmak zorunda kaldý (Eylül 1111).

Melik Rýdvân gittikçe artan Haçlý baskýsý karþýsýnda Dýmaþk hâkimi Tuð-Tegin'i Haleb'e davet etti. Tuð-Tegin buna uyarak Haleb'e geldi. Neticede Rýdvân ve Tuð-Tegin bir anlaþma yaptýlar. Buna göre, Tuð-Tegin Rýdvân adýna hutbe okutup, para bastýracaktý (1112). Çok geçmeden bu anlaþmanýn bozulduðunu görüyoruz. Tuð-Tegin kendisini tehdit eden Haçlýlara karþý bir çok Selçuklu emîrinden, bu arada Melik Rýdvân'dan da yardým istemiþti. Rýdvân muhtemelen yýllýk vergi ödediði Antakya Kontu Roger'den çekinerek bu davete uymadý. Ancak Tuð-Tegin ve Mevdüd'un Haçlýlara karþý Taberiyye savaþýný kazanmalarýndan sonra yüz atlý gönderdi. Tuð-Tegin onun bu çekingen davranýþýna kýzarak, aralarýndaki anlaþmayý bozdu (1113). Melik Rýdvân bu olaydan sonra çok yaþamamýþ, þiddetli bir hastalýða yakalanarak 10 Aralýk 1113'de Haleb'te ölmüþtür.

Melik Rýdvân'ýn ölümünden sonra Haleb Melikliði'nin baþýna onaltý yaþýndaki oðlu Alp Arslan el-Ahras geçirildi. Ancak, idare tamamýyla atabegi olan Hadým Lü'lü'nün elinde bulunuyordu. Bu devrede Haleb'deki Bâtýnîlerden þikâyetler artmýþtý. Sultan Muhammed Tapar bir elçi göndererek Bâtýnîlere karþý harekete geçilmesi ve onlarýn liderlerinin öldürülmesi için emir verilmesini istedi. Alp Arslan bu isteðe uyarak bir kýsým reisleri öldürttü. Bâtýnîlerden nefret eden Haleb halký da bu harekâta katýlmýþtý. Ancak Alp Arslan'ýn meliklik devresi kýsa sürdü. Yakýnlarýnýn tavsiyesi ile yardým için Tuð-Tegin'e baþvurdu, hatta Dýmaþk'a dostça bir ziyaret yaptý. Tuð-Tegin de onun müracaatýný müsbet karþýlamýþtý. Diðer taraftan Atabeg Lü'lü onun sorumsuzca davranýþlarýndan ve Atabeg Tuð-Tegin'in isteðine göre hareket edebileceðinden korkmuþ, ayrýca kendi hayatýný da tehlikede görerek Alp Arslan'ý öldürtmüþtü (Eylül 1114).

Atabeg Lü'lü, Alp Arslan'ýn yerine altý yaþýndaki kardeþi Sultan-þâh'ý tahta çýkardý. Böylece bir süre için devletin gerçek idarecisi oldu. Ancak kudretli bir melikin yokluðu ve ordusunun sayýca az olmasý, Haleb Melikliði'ni sadece adý geçen þehri savunmak durumunda býrakmýþtý. Lü'lü ise hükümranlýðýný sürdürebilmek için; Haçlýlar, Tuð-Tegin ve Sultan Muhammed'den destek ve ayný maksatla zaman zaman da Artuklu Ýlgazî'ye baþvuruyordu. Nihâyet 1117 yýlýnda Lü'lü bir yolculuk sýrasýnda beraberindeki Türk müfrezesi tarafýndan öldürüldü. Daha sonra idareyi baþka hadýmlar ele geçirdi. Sultan-þâh zâten yaþça küçük olduðundan sadece ismen melikti. Haleb þehri bu iç karýþýklýklar sebebiyle Haçlýlarýn yaðma ve istilâsýndan kurtulamayacak bir durumda idi. Artuklu Ýlgazî 1117'de Haleb'i geçici olarak almýþtý. Ertesi yýl sýkýntý içindeki halkýn çaðrýsý ile Ýlgazî Haleb'e tamamen hâkim oldu. ve Sultan-þâh'ý da hapsetti (1118). Bu suretle Haleb Melikliði, dolayýsýyla Suriye Selçuklu Devleti, sona ermiþ oluyordu.

Dukak, Dýmaþk'da Suriye Selçuklularýnýn Dýmaþk þubesini kurmuþtu. Diðer taraftan Melik Tutuþ'un emrinde bulunan Emîr Tuð-Tegin Sultan Berkyaruk'un eline esir düþmüþ ve sonra serbest býrakýlmýþtý. Tuð-Tegin Dýmaþk'da Dukak'ýn hizmetine girdi ve ordu kumandanlýðýna getirildi. Ayrýca Dukak'ýn annesi ile evlendi ve melikliðin idâresine hâkim oldu. Dukak Dýmaþk'ý ele geçirmek isteyen aðabeyi Rýdvân ile de mücadele etmiþ ve mukabelede bulunmuþtu.

Haçlýlarýn, Antakya'ya yürümeleri üzerine, þehrin valisi Yaðý-basan Haçlý kuvvetlerine koyabilmek için Selçuklu Devleti ve meliklerinden yardým istemiþti. Onun yardým istedikleri arasýnda Melik Dukak ve Tuð-Tegin de bulunuyordu. Melik Dukak ve Tuð-Tegin oldukça büyük bir ordu ile Merc-i Dâbýk'a geldiler ve buradan Kür-Boða'nýn kumandasý altýnda Antakya'ya doðru harekete geçtiler. Selçuklu kuvvetleri Haçlýlarýn eline geçmiþ bulunan Antakya'yý kuþattýklarý sýrada, Kür-Boða'nýn Rýdvân'ýn elçi heyeti ile görüþmeleri Melik Dukak'ý endiþelendirdi. Neticede Kür-Boða bu Selçuklu ordusunu idarede baþarýlý olamadý. Antakya önünde Haçlýlar ile savaþ baþladýðý sýrada Melik Dukak ve diðer emîrler savaþa devam etmeyerek ülkelerine dönmüþlerdi (1098).

Melik Dukak, bundan sonra da Haçlýlar ile savaþa devam etti. Haçlý reislerinden Raymond az bir kuvvetle Trablus önüne geldiði zaman, Melik Dukak ona saldýrmýþ, fakat burada aðýr bir yenilgiye uðramýþtý (1102). Humus þehrinin ileri gelenleri þehrin Haçlýlara karþý savunulmasý için Melik Dukak'ý Humus'a davet ettiler. Böylece Dukak, Humus'a hâkim oldu. Bu sýrada þehri tehdid eden Raymond, Dukak ve Tuð-Tegin'e karþý koyamayacaðýný anlayarak geri çekildi. Melik Dukak Haziran 1104'de öldü.

Atabeg Tuð-Tegin önce Dukak'ýn takriben bir yaþýndaki oðlu Tutuþ adýna hutbe okuttu. Daha sonra Dukak'ýn oniki yaþýndaki kardeþi Ertaþ'ý meliklik tahtýna oturttu. Ancak Tuð-Tegin'den korkan Ertaþ Dýmaþk'dan kaçtý (1104). Böylece Suriye Selçuklularýnýn Dýmaþk kolu sona erdi ve yerini Böriler hanedanýna býrakmýþ oldu.

Moderatöre Bildir   Logged

Yaðmurlu bir günde görmüþtüm seni...
Üstünde çubuklu formalar vardý...
Bi anda vuruldum aþýk oldum ben...
Hayatýn anlamý siyah beyazdý...

Ölümle yaþamý ayýran çizgi;
Siyahla beyazý ayýramazki,
Her yolun sonunda ölüm olsada
Bizi bu sevdadan ayýramazki
S.W.A.T
er
*



Karma: -6
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayýsý: 187


Üyelik Bilgileri E-Posta
Selçuklular

KÝRMAN SELÇUKLULARI

Sultan Alparslan'ýn kardeþi Kara Arslan Kavurd Bey tarafýndan Kirman�da kurulan devlet.

Büyük Selçuklu Devletinin kurulmasýnda önemi büyük olan Dandanakan Savaþý kazanýldýktan sonra Merv�de toplanan Selçuklu büyükleri, o zamâna kadar ele geçirilmiþ ve geçirilecek topraklarýn idâresini hânedân üyeleri arasýnda paylaþtýrdýlar. Bu paylaþtýrma sýrasýnda Tabes vilâyeti ile Kirman bölgesi ve Kuhistan havâlisi Kara Arslan Kavurd Beye verilmiþti. Melik Kavurd, mâiyetinde bulunan beþ-altý bin Türk süvârisi ile kendisine verilen Kirman bölgesine girdi. Bölgeye hâkim bulunan Büveyhî emîrinin nâibi Behram bin Leþkeristân, Türklere karþý koyamayacaðýný anladý ve Kirman�ýn merkezi olan Berdesîr�e çekilerek müdâfaaya baþladý. Bir süre sonra Melik Kavurd ile anlaþmak mecbüriyetinde kaldý. Behram, eman dileyerek þehri teslim etmeye ve kýzýný Kavurd Beye vermeye râzý oldu. Bunun üzerine Kirman 1048 senesinde Kavurd�un idâresi altýna girdi. Böylece 1186 yýlýna kadar devam edecek olan Kirman Selçuklu Devletinin temeli atýlmýþ oldu. Melik Kavurd�un hâkim olduðu Serd-sîr bölgesi, burada yaþýyan halký besleyecek kadar verimli deðildi. Kirman�ý besleyen Germ-sîr bölgesi, Kufs denilen daðlý kavmin elinde idi. Melik Kavurd, tâkib ettiði siyâset netîcesinde âni bir baskýnla Kufs kavmini daðýtarak Kirman�a tamâmiyle hâkim oldu (1051).

Melik Kara Arslan Kavurd. Hürmüz Emîri Bedr ÃŽsâ Çâþü�nun saðladýðý gemilerle Umman�a sefer düzenledi. Bu Selçuklu târihinde gerçekleþtirilen ilk deniz aþýrý seferdi. Selçuklu ordusu Umman sâhillerine çýktýðý zaman, þaþkýnlýk içinde kalan Büveyhî emîri, askerini toplamaya fýrsat bulamadý ve gizlenmeyi tercih etti. Kavurd, hiçbir mukâvemetle karþýlaþmadan Umman�a hâkim oldu.

Kavurd bundan sonra Fars bölgesi üzerine sefere çýktý. Fars bölgesinde o sýrada Þebânkâre emirlerinden Fazlüye hâkimdi. Kavurd, ilk önce bölgenin merkezi olan Þîrâz üzerine yürüdü. Fazlüye þehri terk ederek Cehrem Kalesine sýðýndý. Þîrâz�ý ele geçiren Kavurd, 1062 yýlýnda Fars bölgesine de hâkim oldu.

Büyük Selçuklu Sultâný Tuðrul Beyin 1063 yýlýnda ölümü üzerine Kavurd da amcasýnýn yerine sultan olmak için harekete geçti. Fakat kardeþi Alparslan�ýn tahta çýktýðýný haber alýnca Ýsfehan�dan geri dönerek onun sultanlýðýný tanýdý. Bu sýrada Fazlüye, Fars�ý tekrâr ele geçirmek için harekete geçti ise de, Kavurd�a maðlüb olarak geri döndü. Bunun üzerine Sultan Alparslan�dan yardým istedi. Kavurd�un daha fazla kuvvetlenmesini ve hâkimiyet sâhasýnýn geniþlemesini istemeyen Sultan Alparslan, Fars üzerine yürüyerek, bölgeyi Fazlüye�ye iâde etti. Bir süre sonra Melik Kavurd, vezîrinin teþviki ile isyân etti. Alparslan bu durumu öðrenince, hemen Kirman üzerine yürüdü. Öncü kuvvetler arasýndaki muhârebeyi kaybeden Kavurd kaçtý ise de, Sultan Alparslan tarafýndan affedildi.

Melik Kavurd 1073 yýlýnda bu defa Sultan Melikþah�la giriþtiði mücadeleyi kaybetti ve öldürüldü. Kavurd, âdil bir komutan ve devlet adamý idi. Cömertliði ve iyi idâresi ile halký memnün etmiþ, zamânýnda Kirman halký bolluk ve refâha kavuþmuþtu. Onun zamânýnda Kirman, en parlak devirlerinden birini yaþadý. Melik Kavurd�un vefatý üzerine yerine geçen oðlu Kirmanþah�ýn hükümdârlýðý bir sene sürdü.

Kirmanþah�ýn ölümünden sonra, Kavurd�un küçük oðlu Hüseyin tahta geçti. Fakat Hemedan�da tutuklu bulunduðu hapisten kaçan Kavurd�un diðer oðlu Sultanþah, kardeþini tahttan indirerek yerine geçti (1074). Bir süre sonra Sultan Melikþah büyük bir ordu ile Kirman üzerine yürüdü. Kaynaklarda bu seferin sebebi zikredilmemektedir. Kalabalýk Selçuklu ordusuna karþý koyamayacaðýný anlayan Sultanþah, Melikþah�ý kendisi karþýlayarak, ona büyük hediyeler takdim etti. Bunun üzerine Melikþah, onu affederek yerinde býraktý ve itâat edeceði husüsunda verdiði sözde durmasý için yemîn ettirdi. Melikþah, Berdesir önünde on yedi gün kaldýktan ve kýzlarýndan birini Sultanþah ile evlendirdikten sonra Ýsfehan�a döndü(1080) Sultanþah, 1085 senesi Ocak ayýnda hastalanarak öldü.

Sultanþah�ýn yerine kardeþi Turanþah geçti. Turanþâh, askeri için kýþlalar yaptýrdý. Çeþitli îmâr faaliyetlerinde bulundu. Diðer yandan Kavurd�un ölümünden sonra Kirman Selçuklularý, Fars eyâletinin hâkimiyetini kaybetmiþlerdi. Sultan Melikþah, bu bölgenin idâresini Emirüddevle Humar Tigin�e vermiþti. Bu emîrin idâresi sýrasýnda Fars bölgesinde âsâyiþ bozulmaya baþladý. Durumdan faydalanan Turanþah, Fars üzerine iki sefer düzenledi. Birincisinde maðlüb oldu ise de, ikincisinde zafer kazanarak bu bölgeyi ele geçirdi. Ýsyan eden Umman halkýný itaat altýna aldý.

Çok âdil ve iyi ahlâklý olan bir hükümdâr olan Turanþah on üç senelik bir saltanattan sonra 1097�de öldü.

Turanþah�ýn yerine oðlu Ýranþah geçti. Ýranþah çevresindeki bâzý kiþilerin etkisi ile bir müddet sonra sapýk Bâtýnî yolunu kabul edince, halka kötü davranmaya baþladý, kâdý ve âlimlerden bâzýsýný öldürdü. Bu duruma dayanamayan halk, þeyhülislâm ve kâdýlara mürâcaat etti. Þeyhülislâm ve zamânýn kâdýlarý, davranýþlarý sebebiyle, Ýranþah�ýn tahttan indirilmesi için fetvâ verdiler. Halk, verilen fetvâ üzerine ayaklandý. Ýranþah önce af diledi. Sonra kaçmaya çalýþtý ise de, yakalanarak öldürüldü (1101). Bu olaylar ve þehzâdeler arasýndaki taht mücadeleleri Kirman Selçuklu Devletini yýkýlma noktasýna getirmiþti. Ancak bu sýrada tahta çýkan Kirmanþah�ýn oðlu birinci Arslanþah, Sultan Sencer�in hâkimiyetini tanýdý. Saltanatta bulunduðu 1101-1142 yýllarý arasýnda Kirman Selçuklularý parlak bir dönem yaþadý. Fars bölgesini hakimiyeti altýna aldý. ÃŽmâr faaliyetleri arttý. Arslanþah 1142�de isyan eden oðlu Muhammed tarafýndan tahttan indirildi.

Muhammed (1142-1156) ve ondan sonra tahta çýkan Tuðrulþah (1156-1170) dönemlerinde saltanat mücâdeleleri ve iç karýþýklýklar sonucu devlet zayýflamaya baþladý. Önce Irak Selçuklularýnýn hâkimiyeti altýna giren devlet 1180 yýlýndan îtibâren Oðuzlarýn saldýrýlarýna mâruz kaldý. Bilhassa Tuðrulþah�ýn oðullarý Ýkinci Arslanþah, Behramþah ve Ýkinci Tuðrulþah arasýnda çýkan saltanat mücâdelesinden faydalanan Oðuzlar Kirman�a üst üste akýnlar düzenlediler. 1186 senesinde Kirman�a giren Oðuz Beyi Melik Dinar Ýkinci Muhammedþah�ýn Irak�a gitmesinden de istifade ederek Kirman Selçuklu Devletine son verdi.

Kirman Selçuklularýnýn baþýnda bir melik bulunmakta idi. Melikten sonra atabeg gelirdi. Atabeg, vilâyetleri idâre ile görevlendirilen, henüz küçük yaþta olan þehzâdelere hoca sýfatýyla tâyin ediliyor ve onlarýn devlet iþlerinde yetiþmelerini saðlýyordu. Saray teþkilâtý Büyük Selçuklulardaki gibiydi. Sarayda; Üstâd-üd-Dâr, Silâhdârlýk, Ahurdarlýk, emîr-i câmehane, Hansâlârlýk, Candârlýk, Bâzdârlýk, Nedîmlik, serhengler, Saray muallimliði, Mutripler, Sâkîler ve Hademeler bulunurdu.

Devlet teþkilâtý da Büyük Selçuklu Devletininki gibiydi. Devlet iþleri Dîvân-ý Âlâ�da görüþülüp, karâra baðlanýrdý. Bundan baþka Büyük Dîvân, Ýnþâ Dîvâný, Ýstifâ Dîvâný, Ýþrâf Dîvâný, Dîvân-ý Arz, Berîd Dîvâný adýný taþýyan çeþitli devlet iþlerinin görüldüðü kuruluþlar da vardý.

Kirman ordusu, çeþitli unsurlardan meydana gelirdi. Ordunun çekirdeðini çeþitli boylardan toplanmýþ Türklerin teþkil ettiði boy birlikleri meydana getiriyordu. Gulâmlar, (kölelikten yetiþtirilenler) ordunun ikinci büyük kýsmýný meydana getiriyordu. Her sultânýn, þehzâde, atabeg, emir, sivil ve askerî devlet erkânýnýn kendilerine baðlý gulâmlarý vardý. Bunlar sâhipleri tarafýndan yetiþtirilirlerdi.

Kirman Selçuklu melîkleri, kültür ve îmâr faaliyetlerine çok önem vermiþler, halkýn kültür seviyesinin yükselmesi için büyük gayret göstermiþlerdi. Melikler ve devlet adamlarý bir çok âlim, þâir ve ilim adamýný himâye etmiþlerdir. Efdaleddîn Ebü Hamid Ahmed, Ezrâkî, Burhânî, Ebü�l-Hüseyn Kutbulevliyâ, Þeyh Cemâleddîn Ahmed, Ýmâm Ebü Abdullah Muhammed, Ýsmâil bin Ahmed Niþâbürî, Þeyh Burhâneddîn Ebü Nasr Ahmed, Kâdý Ebü�l-Âlâ Ali Semânî, Kirman Selçuklularý zamânýnda yetiþen belli baþlý âlimlerdendir.

Kirman Selçuklularýnda îmâr faaliyetleri Kavurd zamânýnda baþladý. Kavurd, önce Sîstan ve Derre yolu üzerine bir derbend inþâ ettirdi ve Derre�ye bir han ile hamam yaptýrdý. Melik Kavurd�un ölümünden sonra îmâr faaliyetleri bir süre durdu ise de Birinci Turanþah devrinde yeniden baþladý. Önce kendisi için bir saray ve köþk, bu sarayýn güney kýsmýnda Ulu Câmi ve birbirine bitiþik olmak üzere medrese, hankâh, bîmâristân, hamam ve ribat gibi hayýr kurumlarý yaptýrdý. Birinci Arslanþâh da babasý gibi îmâr faaliyetlerine devâm ederek, Berdesir, Bem ve Ciruft þehirlerinde medrese, ribât ve mescitler yaptýrdý. Onun yaptýrdýðý en önemli eser, Mescid-i Melik�deki kütüphânedir. Bu kütüphânede fen ilimleri ile ilgili beþ bin kitap vardý. Kirman Selçuklularý da, onlarýn atabegleri de îmâr faaliyetlerinde bulundular. Kirman�da bugün var olan ve Selçuklu devrinde yapýldýðý anlaþýlan, fakat kimin yaptýrdýðý bilinmeyen birçok sanat eseri bulunmaktadýr.

Moderatöre Bildir   Logged

Yaðmurlu bir günde görmüþtüm seni...
Üstünde çubuklu formalar vardý...
Bi anda vuruldum aþýk oldum ben...
Hayatýn anlamý siyah beyazdý...

Ölümle yaþamý ayýran çizgi;
Siyahla beyazý ayýramazki,
Her yolun sonunda ölüm olsada
Bizi bu sevdadan ayýramazki
Sayfa: [1]   Yukarý git
 
Gitmek istediðiniz yer:  

Arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

vista styLe Design by MagoSa
Smfciyiz Desing Team
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
| chat |bedava sohbet |sohbet odalarý | sohbet | mirc |mircturk |Site Map | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | uRLList |
Bu Sayfa 0.164 Saniyede 24 Sorgu ile Oluþturuldu


wWw.Karar.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi þekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için týklayýn.

_
Sitemiz bir forum sitesi olduðu için kullanýcýlar her türlü görüþlerini önceden onay olmadan anýnda siteye yazabilmektedir, bu yazýlardan dolayý doðabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanýcýlara aittir Ayrýca Forumumuzda Mp3 ve Film Paylaþýmý kesinlikle yasaktýr. Belirtilen konular ile ilgili þikayetlerinizi karar@karar.org adresine bildiriniz.Þikayetiniz acil ise irtibat numaramýz +90 0538 420 38 85
eXTReMe Tracker
hosting arkadas