mare_nostrum
er

Karma: 8
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 421
|
İran solu daha doğmadan boğulmuştu. Kapitalizm az gelişmişti, işçi sınıfı cılızdı, kırda köylülük, şehirlerde ise küçük-burjuvazi ve ticaret burjuvazisi ağır basıyordu. İran’ın içinde bulunduğu bütün bu koşullar ile Sovyetler Birliği’nde Stalinist bürokrasinin iktidarı ele geçirdiği yıllar çakışmıştı. İşçi sınıfının az gelişmişliği koşullarında, İran Komünist Partisi (İKP) kadrolarını aydınlardan devşiriyordu.
Gelişmekte olan işçi sınıfıyla henüz sağlam bağlar kurulamadan, Sovyetler’de işçi devrimi bürokratik karşı-devrimle son bulmuştu. Aşamalı devrim ve burjuvaziyle birlikte anti-emperyalist mücadele anlayışının bu dönemde hakim anlayış haline getirilmesiyle, çeşitli yerlerde gelişen proleter devrimlerin desteklenmesi anlayışı da terk edilmiş oluyordu.
1929’da Stalin, Şahla yakın ilişkiler kurdu. Stalin, Tahran elçiliğine İKP ile ilişkilerin kesilmesi emrini vermişti. Stalinist bürokrasinin çıkarları her şeyden önemliydi. Bu ihanet, 1920’li yıllar boyunca İKP’ye önderlik etmiş militanlara büyük bir darbe indirmiş ve partiyi dağıtmıştı.
İKP’nin dağılması ile 1941’e kadar sol varlığını koruyamadı. 1941’de Kitleler Partisi (Tudeh) kuruldu. Tudeh kendini Marksist olarak tanımlamıyordu ve işçilerden çok küçük-burjuvazi içinde örgütleniyordu. İKP’den gelenlerin oluşturduğu bu parti, Stalinist bürokrasinin çıkarlarını göz önünde tutuyordu. Birçok grevi Şah rejimiyle bozuşmamak için desteklemiyor ve hatta bu grevleri faşizm yanlısı ilan ediyordu. Tudeh, Stalinist bürokrasinin çıkarları için, Şah hükümetine üç bakan vermekten dahi kaçınmamıştı.
1953’te Musaddık iktidarında Tudeh, Ulusal Cepheye eleştirel destek verdi ve burjuvaziyle birlikte anti-emperyalist mücadele verme umutlarıyla avundu. Parti, işçi sınıfını örgütlemektense küçük-burjuvazi ve diğer kesimlerle ittifak arayışına girdi. Tudeh şunları söylüyordu: “Küçük kapitalistlerle proletarya arasında esaslı çelişkiler yoktur.” Tudeh, 1953’te Musaddık ile bir anti-emperyalist blok kurmaya çalıştıysa da Ulusal Cephe bunu kabul etmedi ve darbeden sonra Tudeh geri çekildi.
1953 darbesinden sonra Tudeh ve Ulusal Cephe ikiye bölündü. Tudeh’in gençlik örgütü partiden koptu ve Halkın Fedaileri örgütünü kurarak silahlı mücadeleye girişti. Aynı süreç Ulusal Cephe içinde de işledi ve Halkın Mücahitleri adında bir örgüt kuruldu. Halkın Mücahitleri de, Halkın Fedaileri gibi silahlı mücadeleyi savundu ve hatta İslâmla Marksizm arasında bir sentez kurmaya çalıştı.
1960’lı yıllar gerilla hareketlerinin yükseldiği bir dönem olmuştur. Örneğin Halkın Fedaileri liderlerinden Amhadzedeh şunları yazıyordu: “Neden kitlesel bir ayaklanmanın ancak kitlelerin kendisi tarafından başlatılabileceği dogmasına inanmak zorunda olalım? Küba Devrimi küçük bir gerilla birliğinin kitlesel bir ayaklanmayı başlatabileceğini ve işçileri aşama aşama mücadeleye çekebileceğini bize göstermedi mi?” Ancak ne yazık ki, Halkın Fedaileri iki bini aşkın, Halkın Mücahitleri grubu da bir o kadar silahlı eylem gerçekleştirmesine rağmen, kitleler 1978’e kadar bir türlü ayaklanmadılar!
Tudeh, Halkın Fedaileri ve Halkın Mücahitleri: bu örgütlerin hepsi, Stalinizmin etkisi altında, emperyalizmi sömürgecilik olarak kavradılar ve her adım attıklarında aşamalı devrim teorilerine dolandılar, emperyalizmi kovmak adına gerici Humeyni ve burjuvaziyle ittifak yaptılar; daha doğrusu onların kuyruğuna takıldılar. 1979’da devrim başladığında milyonlarca işçinin bağımsız mücadelesini görmezden geldiler ve ülkeyi gerici mollalara teslim ettiler.
|