Emma
er

Karma: 4
Offline
Mesaj Sayısı: 119
|
Bu yaşıma geldim zaten hiçbir hükümetin beğenildiğini hatırlamıyorum. Devlet politikasına yorum yapmayacağım ama vatandaş için verdiği hizmetleri oldukça kaliteli buluyorum. TOKİ evleri, yollar, tüneller.. Tayyip Erdoğan'ı beğenmeyenlerin %90'ı zaten dinle imanla alakası olmayan kişiler ve dindar olduğu için sevmiyorlar. Masonun teki başa gelse, "Türbanlılar Arabistan'a.." dese o zaman ne güzel oy verirsiniz. Objektif olun objektif..
1. Sevgili MooNSTrucK, sizi tanidigim kadariyla 'Bu yasima geldim' diyecek bir yasiniz yok henuz. Cocuklugunuzu es geciyorum, herhalde 14-15 yasinizdan beri en fazla 2 hukumet gormussunuzdur. (Oy verdiniz mi hic sahi?) Once tecrube sahibi olmanizi oneririm. 2. Tayyip Erdogan'i begenmiyorum, dinle imanla alakam yok mu benim? (Sizin haddinize mi benim dinimi imanimi sorgulamak bu arada. Onu ancak Allah yapar.) Yoksa ordaki %10luk dilimi benim gibi haddinizi astiginizi dusunen birisi birsey soylediginde acik kapi olarak mi biraktiniz? Bir cesit kacis? Once soylediklerinizin arkasinda %'lere vesaireye siginmadan durmanizi oneririm. 3. Okuyun, okuyun, okuyun. Kur`an-i Kerim'in ilk emrini yerine getirin. Ne bulursaniz okuyun, Allah'in size verdigi o guzel zekanizi kullanip kendi yolunuzu bulun. Once bilgi sahibi olmanizi oneririm.
|
Buraya reklam alinir.
|
|
|
ActioN
er

Karma: 7
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 180
ActioN=EkşıN
|
kesinlikle böyle düşünmek yanlıştır %90 dinle imanla alakası yok demek büyük yanlış olur umarım bi düzeltme yazısı gönderirsin moonstruck
|
ActioN
|
|
|
|
|
|
|
|
|
hayati
Moderator
er
   
Karma: 7
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 252
hayati güzel kılabilmek için tüm hayati çabalarım
|
Bu konuda son derece cesaretliydim ama yazılanları okudukça daha bir cesaretlendim benim gibi bizim gibi düşünenleri okudukça da daha da cesaretleneceğim. Demek ki yalnızca ben değilim tehlikenin farkında olan diyeceğim, bak işte çığ gibi büyüyoruz diyeceğim, kimbilir belki bedenimi kilitleyeceğim köşkün kapısına Tayyip zihniyeti beni, bedenimi çiğnesinde geçsin diye. Yalnız değilim ey din düşmanları, yalnız değilim ey Kemal'in Türkiyesinin düşmanları, yalnız değilim ey eyyamgüder politikacılar diye bağıracağım işte onlar da benimle benim yanımda diye yanımdakileri işaret edeceğim... Dedem Korkutu, Attilla'yı,Komutanım Halid Bin Velid'i , Allah'ın Arslanı Ali'mi, Mehmetçiğimi , Önderim-Başbuğum Gazi'yi göstereceğim işte bunlardır bana cesaret verenler benim gibi düşünenler diye haykıracağım...
Milletimi göstereceğim cesaret aldığım bak onlarda düşünüyor eleştiriyor onlar da bu zihniyete karşı diye gürleyeceğim...
Köşk yolunda şu mısralar gelecek aklıma:
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan ! Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Ulubatlı Hasan'ın Selamı, Kürşad'ın narası olacak işaretim yürüyeceğim yazılanları okuduktun sonra daha bir cesaretle yürüyeceğim...
Ve Her TÜRK gencinin, orta yaşlısının, yaşlısının, çocuğunun, kadınının, erkeğinin, gazisinin, başörtülüsünün, mini eteklisinin; inanan inanmayan herkesin, kendini TÜRK hisseden herkesin yürümesini isteyeceğim... Kanımız Aksa da Zafer İslam'ın diyenlere de sesleneceğim Türk Dünya'yı aydınlatan güneştir diyene de.. Türklü'ğe İslamlığa ket vurmayın. (A)ldatma ve (K)andırma (P)rojesinin karşısına dikilin diyeceğim...
|
Herşey Türk İçin ; Türk'e göre ; Türk tarafından.
|
|
|
AYÇA
er

Karma: 4
Offline
Mesaj Sayısı: 518
|
Kulislerde üç yeni isim
Başbakan Erdoğan’ın “şok karar” açıklayacağı beklentisine itilen kulislerde, AKP ve TBMM dışından isimlerin de aday gösterilebileceği tahminleri, eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. Hilmi Özkök’den, İKÖ Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu’na, eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut’un emekli Anayasa Mahkemesi üyesi Samia Akbulut’a kadar bir dizi ismi gündeme getirdi. Ancak basına da yansıyan bu isimlere dün yenileri eklendi. TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün yaptığı görüşme hakkında açıklama yapılmaması, spekülatif senaryoları besledi ve “bir başka isim üzerinde anlaşmaya varıldı” söylentilerinin yayılmasına neden oldu. Söylentilerle birlikte “AKP ve Meclis dışından aday” formülüne yeni isimler eklendi.
“HACI” BAŞKAN YargItay Başkanı Osman Arslan’ın adı Cumhurbaşkanlığı için ilk kez geçen yıl ortaya atılmıştı. O dönem bu olasılığa yeşil ışık yakan Arslan, Yargıtay içinde “muhafazakar” olarak tanınıyor. Arslan’ın 1990’da Suudi Arabistan’ın davetlisi olarak “Yargıtay kontenjanından” daha sonra Başbakanlık Müsteşarlığı yapan eski Yargıtay üyesi Kadri Keskin ile birlikte hacca gitmesi eleştiri konusu olmuştu. Arslan, 2005 yılında seçildiği Yargıtay Başkanlığı görevinde ise AKP’yle yakın ilişkiler içinde oldu. Başbakan Erdoğan’ın Arslan’ın oğlu Orhan Arslan’ın nikah şahidi olması da bu yakınlığı göstermişti. Arslan’ın, geçtiğimiz yılki Adli Yıl açılış konuşmasında “Laikliğin Anayasa’da tanımı yoktur” sözleri Cumhurbaşkanı Sezer’in yanı sıra Yargıtay’da da tepkiye neden oldu. Yargıtay Başkanlar Kurulu “Laiklik ilkesi cumhuriyetimizin temel unsurunu oluşturmaktadır. Yargıtay, Anayasa’da, yasalarda, gerek kendi kararlarında gerek diğer yüksek mahkeme kararlarında ifadesini bulan laiklik ilkesini sapma göstermeden uygulamış ve bundan sonra da özenle uygulamaya devam edecektir” açıklaması yaparak bir anlamda Başkan Arslan’ı tekzip etmişti.
“LİBERAL DEMOKRAT” Yargıtay Başkanı olduğu dönemde yaptığı Adli Yıl açılış konuşmalarında “demokrasi ve insan haklarına” yaptığı vurgularla büyük yankı uyandıran Doç. Dr. Sami Selçuk ise, özellikle “laiklik ve laisizm” görüşleriyle tartışma yaratan bir hukukçu. Selçuk, Anayasa Mahkemesi’nin kapattığı Fazilet Partisi’nin “altına imzamızı atarız” dediği konuşmalarında Türkiye’deki laiklik uygulamalarını eleştirmişti. Selçuk, bir söyleşide “Türkiye laik bir devlet değil mi?” sorusuna “Türkiye laik değil, laisist bir devlet. Laik devletin içinde dinsel kurum olmaz. Devlet dinden, irticai faaliyetlerden korktuğu için dini denetim altında tutmak istiyor. Demokrasiye geçinceye dek bu belki olabilirdi. Ama şimdi olmaz. Bunun adı laiklik değil laisizmdir. Laisizm bir ideolojidir ve devlete, rejime göre din ister. Teokrasi ise dine göre devlet ister. Laiklik ne dine göre devlet, ne devlete göre din ister. Devlet dinden, dinsel kurumlar da devletten bağımsızdır” yanıtını vermişti. Selçuk, 2002 seçimlerinden önce ANAP’tan milletvekili adayı olmuş ancak partisi baraja takılınca seçilememişti. Selçuk 2003 yılında da partisinden istifa etmişti. Selçuk iktidara yakınlığıyla bilinen Star Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyor.
... VE İHSAN DOĞRAMACI Başkent kulislerinde dile getirilmeye başlanan sürpriz isimlere son anda İhsan Doğramacı da eklendi. Doğramacı’nın cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesinin devlet kurumlarının hassasiyetlerini karşılayacak bir isim olduğuna işaret ediliyor. Nitelikleri itibariyle Türkiye Cumhuriyeti tarafından Doğramacı’nın böyle bir makama çıkarılarak taltif edilmesinin parti tabanında da kamuoyunda da olumlu karşılanacağı yorumları da yapılıyor. 92 yaşına giren Doğramacı’ya bu yıl da Meclis Onur Ödülü verildi. Kulislere göre, hükümet ve AKP adına olmadığı vurgulanarak bazı aracılar tarafından Doğramacı’nın nabzı yoklandı. Doğramacı ise, Sezer’den önce de kendisine bu görevin teklif edildiğini ve kabul etmediğini belirterek, “Oraya benden daha fazla yakışacak insanlar olduğunu biliyorum. Benim böyle bir görevde bulunmakta gözüm de yok, niyetim de...”
|
|
|
|
|
Master
Forum Sahibi
KUVVET KOMUTANI
     
Karma: 28
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3.617
Bilmek kadar mühimdir bildiğini paylaşmak

|
Basın Açıklaması
TARIH : 27 NİSAN 2007 NO : BA- 08 / 07
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.
Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.
Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.
Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.
Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.
Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.
Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
GenelKurmay BASKANLIGI resmı sıtesınden alınmıstır.
Cumhubaskanlıgı Secımlerının ılk turunu takıp eden gunun gec saatlerınde bu acıklama(Muhtıra) yapılmıstır.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 28, 2007, 01:21:38 ÖÖ Gönderen: Master »
|
Moderatöre Bildir
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
alfonso
TEĞMEN

Karma: 14
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 2.173
|
her ne kadar avrupa basını rte yı kutlayıp abdullah gul u cumhurbaskanı olmaması konusunda uyarsa da baska bır guc de ılle de abdullah gul un cumhurbaskanı olması ıcın gayret gosterıyor. abdullah gul hem kısılık olarak hem otorıte olarak Türkiye mizin basına yakısacak ısım degıldır.
Saygılarımla...
|
 DEVRİMİN HEDEFİNİ KAVRAMIŞ OLANLARIN DAİMA ONU KORUMAYA GÜÇLERİ YETECEKTİR... M.KEMAL ATATÜRK
|
|
|
|
|
Hakan
er

Karma: 0
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 12
|
Saygilar, Hurmetler.
Oncelikle, bu benim burdaki ilk mesajim oldugundan dolayi, bir hata yada acemilik yaparsam, simdiden ozur diliyorum.
Yorumlarinizi cok merak ve incelikle izliyorum,
Sorgulamak ve daha iyiye gitmek herkesin hakkidir, bu hakki arastirmakla ve bilgili bir yaklasim ile halletmek daha mantikli olur bence, Mesela, bu ulkeden atalim, yada darbe yapalim, gibi cumleler, bence bir diktator bir kisiye yakisir ve demokrasi ile hicbir yakisirligi yok.
Sonucta milletin sectigi bir hukumet var, ve bu hukumetin belli bir domen hizmet verme hakki var, bu surec bittigi zaman, yine demokratik bir sekilde gider oyun ile hukumet secersiniz.
Bir insanin dini, ne isine ne milletine engel olur, ve nitekim, olmadiginida gorduk zaten, bu hukumet gerici diyenler, bir dusunsunler bakalim, ne gibi bir geri adim atildigini bir ornek ve kanit ile gostersinler, biz ne Irak iz nede Iran, nede Afganistan, Ama sunu hic bir zaman unutmayin, o ulkeleri Islam bolmedi, o ulkeleri birliksizlik boldu ve parcaladi, ve simdi hesabini veriyorlar, pardon konu dagildi.
Saygilar.
|
Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)
|
|
|
|
|
|