Yuh Yuh Susanlara!Uzun bir süredir İslam/Sunni inancından ödün vermeyen, içeriğindeki değer yargılarını aynı ''karanlıkta'' her daim savunan biriydim.
Kutsal kabul ederdim, ama henüz kapağını dahi açmadığımdı Kuran-ı Kerim.
İbadet anlamındaki pasifliğimi tipik bahanelere bağlar, doğal sayardım.
Güçlü bir fatalisttim, kuşku ve şüphelerim olmamıştı hiç benim...
Gelişmelere uyarlı mücadele yerine de fatalistliğimi güncelleştirip ot olurdum birde.
Olumsuzlarda susarak ''her işte bir hayır'' a aldanır, sonrakiler ile bütünlerdim bu tezini dinin.
Bir tür sağlamasını yapma görevini üstlenmiştim ayetlerin.
Ama doyururken bir dilenciyi, ''allah var'' (!) hiç düşünmedim huriyi !
Vicdani ağır basandım hep, devamım onda ''şükürler ola''.
Ama yetilerimin azlığıyla dürtülmekten alamıyordu bu bile...
Hem bir genetik var değildi ki canım annemin benzeri olayım.
Doğruları sınırlı, kanıtlığı rastlanmayan bir gezide koltukta bulamıyordum artık.
Son'a, gerçeğe erişiyordum, ama farkındaydım ki zordu yıkması...
Tabularımı eritmek için kızgın bir ateşti ihtiyaç, ve üşümekten yorgunluktu artık bendeki vazgeçiş...
Derken, bu sayede uğradığım; kayıtımla uslamlama yolunda bir koca HİÇ çiziyordum.
Defigam etmenin ise yalvarışla değil, emeğe sarılmakla kazanıldığını öğreniyordum.
İnsanları sevmek, pisliğe lanet için ve, gereken olmayışına tapıyordum öncesi en kutsalımın; dinin!
Çok gün sonra...
Ben artık;
Geçmişle utanarak daha vicdanli, bugün ile ferah bir gelecekteyim.
Çünkü dün kellesi kesilenlerin katil ortakları değil, onlara ağıtlar yakanım.
Diri diri yanan aydınların boşvermişliğini boşverip, Madımak sıcaklığında kahrolanım...
18'lik akranların, Belkıs ile Serpil'in gençliğine yananım...
Ve artık; Yıllardır aynı inancı paylaştıklarımca düzülen;
Ne ülkemdeki canlara yönelik ''mum söndü'' safsatasına...
Ne dünyanın diğer ucundaki farklılıkların ''öcü'' ilan edilmesine..
Ne de üstünlüğe, ne de ''öteki''liğe...
Hiçbirine ayıracak vicdansızlığım yok!
Kutsallarındaki; ''Sizden olmayanları dost edinmeyin'' (Maide, 5/51) uyarısıyla sevgiye sınır koyanlara...
Hemcinsi olmayanlar ile hak farkını (Bakara/228) kabul edenlere...
''Kafire şiddet mübahtır'' tasarısında yer etmekten suçluluk duymayanlara...
Çelişkilerin diz boyu, yasakların ve engellerin çıkar koktuğu bir kutuptan kendilerini alıkoyamayanlara...
Ve kaynağını satır atlamadan okumayı başaramayanlara...
Ve Madımak'da mide ibadeti yapılırken, 12 yaşındaki Koray'dan, henüz 16'ydı ki Asuman'dan, utanmayanlara...
O gün otelde, dün yayınevinde ve sokakta, yarın belki de bir 10.köyde alınacak canların ''engeliyiz'' i haykıramayanlara, korkanlara bundan, yüreksiz, vicdansızlara ve...
Tüm bu vahşetlerin ortam sağlayıcılarına...
Yuh yuh susanlara.
Ali Barış KURT
alibariskurt@hotmail.com
Kaynak: www.2temmuz.com
21.04.2007