+ Karar.Org | Karar , forum , turkforum , karar forum » Beyin Fırtınası » Makaleler (Moderatör: Master)
 sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: sevgili İclal Aydın ın yazıları...  (Okunma Sayısı 1037 defa) Seçenekler Arama
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


sevgili İclal Aydın ın yazıları...



Sana kaybetmek düşer

Yani diyorum ki aradan geçen onca yıldan sonra bir de dönüp bakarsın ki hepsi kocaman bir boşlukmuş...

Sen saçımı süpürge ettim diye övünürken yıpranan eski süpürgenin en iyi ihtimalle kapı arkasına bırakıldığını fark edersin...

En iyi ihtimalle kapı arkasında kaldığını anladığında üstelik...

Bu yüzden mazlum olarak yaşamayı tercih etmek yanlış olmalı diyorum.

Bu yüzden kimse kimseyi kandırmasın diyorum.

Bu yüzden kimse kendisine yalan söylemesin diyorum...

Arkadaşından daha çok üzülemez kimse arkadaşının kederli yalnızlığına...

Uzantısı bir biçimde kendinde bitmiyorsa, hiçbir felaketin fazlaca önemi yoktur günümüz bencil insanının değerlerinde.

Yalan mı?


Tercih edilmeyen olmak öfkeli ve yalnız kılar insanı, bilirim!

Oysa hayatta her şey yüzde elli ihtimal üzerindedir.

Ya terk edilen kişi olursun ya da uğruna her şeyin feda edildiği...

Ya bırakılansındır ya da bırakan.

Ya kurbansındır ya da kahraman...

Ve çoğu zaman hayat her iki uç arasında sürükler insanı.

Ömrünün bir noktasında zafer sarhoşluğu yaşarken bir bakarsın ki yenilmişsin...

İşte o zaman, kazandım ya da kaybettim sanmanın bir önemi kalmıyor...

O halde?

O halde?

O halde sevgili okur...

Neden kurban olmanın güzel olduğunu sanıyor insan?

Kendine acımayı ve acındırmayı neden seviyor?



***

Yani diyorum ki:

Düştüysen eğer, düştüğün yerden neden kalkmıyorsun?

Daha ne kadar ağlayacaksın orada?

Ne kadar sızlanacaksın?

Asil, acılı, mazlum bir zavallı kurban olmayı kabul etmek hiçbir şey kazandırmayacak sana.

Senin hayatın akıp gidecek gözlerinin önünde.

Ve o hayat sen her anlatmaya kalktığında can sıkan sıradan hikâyelerden biri olarak kalacak...

Üzgünüm...

Kaybeden rolünü bu kadar benimsersen, sana daima kaybetmek düşer! 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


Ynt: sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Hatırla Sevgili

Hatırlamak bazen pek de rahat vermez insana. Sanırım bu yüzden çabucak unutmayı tercih ediyor insan kalbi...

Doğum ağrısını, ayrılık acısını unuttuğu gibi...

Unutmak iyi midir diye de düşünmekteyim kimi zaman da... Unutmasa nasıl dayanacak insan o kederle yaşamaya?

Unuttuğu için belki de patinaj çekmekte aynı insani hatalar üzerinde.



***

Cuma gecesi “Hatırla Sevgili” yi izlerken, çok çok iyi yazılmış, çok çok iyi çekilmiş ve çok çok iyi oynanmış bir projenin de varlığını görmek iyi geldi bana...

Zira (hiç seyretmedim sakın yanlış anlaşılmasın) bir kadının kaç paraya yatabileceğini sorgulatan bir başka güçlü projenin gölgesinde “hatırlanması gerekenler” yok sayılabilirdi...

“Sağcı solcu şeyi aman boş ver” diyen bir genç kuşak izleyici için yabancı dursa da o sağcı solcu şeylerinin bu ülkede neleri tepetaklak ettiğini anımsamak irkiltebilir belki birilerini... Sanmıyorum ama belki...


***

Bugünkü gazete başlıklarına bakarsak Türkiye iki uç noktada durmakta sanki.

Töre cinayetiyle, televizyon programlarındaki çürümüş modellerin delilikleri arasında bir boşluk var sanki.

Sanki artık ailelerin çocuklarını büyütürken yaşadıkları sorunlar, siyasetin ulusal ekonomiye, ulusal ekonominin aile bütçesine ettiklerinin hiçbir önemi yok.

Bir şeye inanmanın, bir taraf olmanın sorumluluğu, vatandaşlık bilinci, adalet ve aidiyet duygusu yok...

Üstelik bunların yeni günlük yaşam içinde bir anlamı da yok...


***

“Hatırla Sevgili” Cuma akşamı 1959 yılını anlatırken usul usul 1970’lerin sonu, 1980’lerin başları geldi aklıma...

Sokak çatışmalarının içinde saklambaç oynarken, “bir kadın 150 bin dolara bedenini satar mı?” durağına geldik...

Bu yazıyı rol aldığım dizinin setinde yazıyorum. İzleyicilerin Ferit oda diye bildikleri tavan arasında, pencereden bakarken az önce Asu Maralman geldi yanıma. “Sonbaharı mı seyrediyorsun?” diye sordu. “Evet” dedim... “Şu yaprakların uçuşuna bak...”

“Eeee” dedi “Her şey mutlak bitmeye mahkumdur. Bitecek ki her defasında yeni bir şey başlasın.”

Her şey hızla anı oluyor evet...

Az sonra bu yazıyı bitirecek ve aşağı ineceğim. Aşağıda beni yeni, heyecanlı ve belki de çok iyi bir iş devralmış olmanın ürkekliği içinde bir ekip karşılayacak. Makaralar dönecek. Kasetler bitecek. Zaman geçecek... Yine birarada günler ve geceler geçireceğiz.

Bir gün gelecek biz de tükeneceğiz...

Yeni şeyler başlayacak... Başlayacak her yeni günü sevinçle karşılayabilme gücü olmayacak içimizde her zaman.

Ama hiç unutmaycağız; her bitiş yeni bir başlangıçtır!

Pazar ekinde gidenlere güle güle demiştim...

Buradan da kapımızı henüz çalanlara merhaba demek isterim...

Hoşgeldiniz...
 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


Ynt: sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Yaşamın yumuşak karnı
 
Genç kadın sebebi bilinmez bir hastalıkla yatmakta. Tedavisini üstlenmiş olan doktorlar zamana karşı bir yarış içinde hastalığın ne olduğunu çözmeye çalışıyorlar. Karaciğerin bu kadar hızlı çürümesine bir anlam veremiyorlar. Hasta dört saat içinde ölecek. Acilen bir karaciğer nakli yapılması gerekiyor. Ama nakil yapılması durumunda da eğer yanlış teşhiş konmuş ise ciğerin çürümesi ve hastanın ölme tehlikesi var, üstelik 36 saat içinde.

Yani yapılabilecek bir nakil ya hastayı kurtaracak ya da ölümünü sadece 32 saat kadar geciktirebilecek.

Üstelik kim sağlıklı bir ciğerin yarısını böyle bir durumda bağışlar ki?



***

Yatakta umutsuzca yatan genç kadının sevgilisi bir diğer genç kadın ise onu yaşatmak için her şeyi yapmaya hazır.

Saatlerdir uykusuz kaldığı sevgilisinin başından ayrılıp kahve almak için dışarı çıktığında, yataktaki sevgili bıkkınlıkla “Bu ilişki çoktan bitmeliydi. Araya hastalık girdi ve ayrılmak istediğimi söyleyemedim bir türlü” derse ne olur peki?

Yatakta yatmakta olan hasta kadının mutsuzluğunu dinleyen doktor dışarı çıktığında karaciğerin bulunduğunu ve üstelik terk edilmek üzere olan sevgilinin karaciğerinin yarısını bağışladığını öğrenirse ne olur?

Hekimler ameliyata hazırlanırken bu durum kendi aralarında tartışmalarına sebep olur.

Bütün konuşmalara şahit olan doktor karaciğerini bağışlayacak olan sevgilinin gerçeği bilmesi gerektiğini düşünmektedir.

Karaciğerini bağışlamadan önce terk edilmek üzere olduğunu bilmelidir.

Ameliyatı gerçekleştirecek olan doktor ise oldukça sert ve rasyonel yaklaşır duruma: Hasta ne olursa olsun kurtarılmalıdır! Bu tür “etik” zırvalıklar zaman kaybından başka bir şey değildir.

Hastaya karaciğerin bulunduğunu, sevgilisinin karaciğerinin yarısını bağışladığını, ölüm riskini anlattıkan sonra ameliyata girmeden önce ayrılma kararını açıklaması gerektiğini söyler vicdanlı doktor. Hasta bu davranışı etik bulur.


***

Ameliyata yanyana sedyelerde götürülürken kendisine karaciğerini bağışlayacak olan sevgiliye “Sana söylemek istediğim bir şey vardı” der hasta kadın.

“Biliyorum” diyerek elini tutar sevgilisi “Biliyorum ben de seni seviyorum.”

Ayrılmak istediğini söyleyemeden narkozun etkisine girer hasta kadın.

Ameliyat başarıyla sonuçlanır; teşhis doğrudur. Tedavi başarıyla yol alır.

Ameliyattan sonra sevgilisine karaciğerini bağışayan sevgilinin odasına girer doktor. “Sen ona karaciğerini bağışladın ama o seni terk edecekti” der...

Sevgilisine karaciğerinin yarısını vermiş olan gururlu genç kadın gülümser..

“Biliyordum... Beni terk edecekti... Ama artık hiçbir zaman terk edemeyecek...” (Dizimax-Dr. House)


***

Kim gerçek kötü bu hikâyede?

Dürüst davranmak gerek diyen doktor mu,

Doktorla aynı fikirde olan sevgili mi,

Hastasını kurtarmak için her yolu mübah sayan cerrah mı,

Yoksa sırf kendi isteği doğrultusunda kendinden bir parçayı verebilecek kadar hesaplı olabilen sevgili mi?


***

Aslında nereden baktığımıza bağlı bir yandan da...

Aşkta da her yol mübah tıpkı savaşta olduğu gibi diyebilirsiniz.

Ama “Ben sana kendimden bir parça verdim beni terk edemezsin. Beni benim seni sevdiğim gibi sevmek zorundasın” diyen mi haklı yani?

“Mazlum” olarak yaşamayı tercih etmenin İKİ YÜZLÜ TOPLUMSAL KOLAYCILIĞI MI İYİLİK HALİ YANİ?

Sevdiğinin üzerine bıraktığı sevme yükünü ömür boyu bir diyet olarak sorgulayarak sevilebileceğine inanmak mı normal ya da?

“Sana saçımı süpürge ettim, sana ben gençliğimi verdim” diyene “e vermeseydin” derlerse “vermeseydin” diyen mi haksızdır, bahşettiği “iyiliğin” diyetini durmaksızın soran kasap mı?

“Al bu kolum, al bu ciğerim, al bu diyetim” diyen mi ahlaksızdır yani?

Ne tuhaf yaşamın şu yumuşak karnı...

Bazen yumruk atmaya kalktın mı elin kalıverir içinde ...
 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


Ynt: sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Canım Kızım

Canım Kızım;

Meğer sanaymış yolculuğum. Burgun kendime neden yasadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım..
Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda... Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki'ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı...
Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki'ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış. Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi.. Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi...
O günden sonra neler oldu bir bilsen...sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana?
Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan....
Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk'ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini... İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım...
Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi...
Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun....

Annen
 
İclal Aydın
 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


Ynt: sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Seni Seviyordum

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalarak

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...
 
İclal Aydın
 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


Ynt: sevgili İclal Aydın ın yazıları...

Âşıksın!

Lise sondaydım. Bütün arkadaşlarım harıl harıl üniversite sınavlarına hazırlanıyordu, bense evdekilere çaktırmadan konservatuar sınavlarına...

Giriş sınavını bir kazansam, gerisi kolaydı.

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünün birinci yetenek sınavını geçmeyi başardım ama ikinci basamağa çıkamadım. Jüri Başkanı Cüneyt Gökçer rolümü abarta abarta oynamamı sabırla izleyip sonunda, “şekerim kim sana bu kadar bağırmanı söyledi?” demişti.

Bağırırsam etkileyici olacağımı sanıyordum. “Gak guk gübelek” diye bir yanıt verdim ama jürinin gözlerinden anlamıştım; barajı geçememiştim. Sahneden inerken arkamdan “bağırmadan” dedi Cüneyt bey bir daha...



***

Moralimi çok bozmadım. Çünkü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinin sınavı vardı sırada. Yani bir umut daha söz konusuydu. Bizi bekleyen diğerinden daha da çetin bir süreçti. Önce zor bir genel kültür sınavı, sonra dans, sonra şan, sonra birinci basamak, sonra ikinci basmak, bütün bunları aşarsan tiyatro bölümü öğretim üyelerinin topluca yer aldığı mülakat ve sonunda okuldasın!

Mülakata kalmayı başardığımda sesim kısılmıştı.

Bütün sorulara sesimi ayarlamaya çalışarak tuhaf gıcırtılarla yanıt verdim ve jürinin ne düşündüğünü hiç anlayamadım.

Hepsi bana bakıyordu. Prof.Sevda Şener “Ah, canım pek kırılgan görünüyor” dedi ona pek yakışan anaçlığıyla. “Sanmıyorum” dedi Prof. Nurhan Karadağ. “Türk romancılarından kimleri severek okursun” diye sordu sonra. Çıkardığım o korkunç sesten çok utanarak “Fakir Baykurt’u, Pınar Kür’ü, Orhan Kemal’i, Selim İleri’yi, Vedat Türkali’yi bir de Orhan Pamuk’u” dedim. Jüri gülüştü. Muhtemelen bu tuhaf yelpazeye bakınca en bildiğim yazarların adını saydığımı düşündüler.

“Fakirt Baykurt’un bir roman kahramanının adını söyle bakalım” dedi Jüriden biri.

“Irazca” dedim gıcırdayarak.

“Orhan Kemal’in bir romanı peki?”

“Avare Yıllar”

“Pınar Kür’den neler okudun?”

“Küçük Oyuncu, Yarın Yarın, Asılacak Kadın”

“Neden oyuncu olmak istiyorsun sen?”

“Olmak istediğim her şey olabileceğimi sandığım için.”

“Kendine dikkat etmen gerek bundan böyle. Sesin, senin en önemli malzemen ve sağlığın. Bilmediğin ilaçları kullanma. Ilık su içmeyi alışkanlık haline getir. Sigara görmeyelim elinde. Ve bu işi yaptığın sürece mizah duygunu sakın kaybetme. Çünkü çok eğleneceksin.”

Galiba okula girdim diye düşünmüştüm...


***

Okula girdim...

Erken ayrıldım ama.

Sonra kiminizin malumu, yolum uzak ülkelere düştü. Oralarda yaşadım bir süre. Sonra çok özledim buraları. Hadi “burnum iyi sürtüldü” diyelim, adam olmaya and içip döndüm...

Pek çok iş yaptım. Oyuncuyken büründüğüm kılıklar hariç, yaşam kaygısı, kira telaşı derken yemek yapmaktan, çocuk bakmaya, ders vermekten, program yapımcılığına uzanan geniş bir alanda sektim durdum.

O sektör senin bu sektör benim dalgalandım da duruldum.

Bu sekmeler ve dalgalanmalar sırasında Allah sizi inandırsın pek çok kereste tanıdım.

Birinci sınıfından, budağı çatlak olanına kadar hem de...

Pek çok yanaşma, besleme, uşak gördüm...

Sığındığı kapıya tükürenler de vardı içlerinde, boynundaki kısa zincirle uluyanlar da...

Ruhunu sattığı şeytanın bile terk ettiği avarelerden tutun da başkasının yaşamıyla Rus ruletine oturan alçaklar da...

İşte o tanıdıklarımdan bazıları, şöyle bir düşünüyorum şu saydığım özelliklerin karma listesinde ilk üçe girer...


***

O ilk üç kişinin rolünü abartarak oynayan bir numerosuna seslenmek isterim. (Kendisini örnek alıp şakşaklayanlara da bir gönül hizmeti vermiş oluruz):

“Şekerim, kim sana bu kadar bağırmanı söyledi? Sesin kısılır. Oysa sesin senin en önemli malzemen. Ilık su içmeyi alışkanlık haline getir. Ve bu işi yaptığın sürece mizah duygunu sakın kaybetme. Bir de sen ne dersen de... Gönül bu nereye konacağı belli olmaz. Ama biz halden anlarız. Hem niye sıkılıyorsun yahu. Aşk utanılacak bir şey değil ki.”
 
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
FaNtAStic
er
*



Karma: -1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44


sevgili İclal Aydın ın yazıları...

iclal bi sus ya bi sus.... Gülümseme Gülümseme Gülümseme Gülümseme
Moderatöre Bildir   Logged

gittiği yere kadar..!!
yesil
Forum Admin
er
*****



Karma: 5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 899

Bildiğim Bir Tek Şey Var,Hiç Bir Şey Bilmediğim


sevgili İclal Aydın ın yazıları...

yok susmasın iclal Gülümseme hem çok güzel okuyor hemde çok güzel yazıyo neden sussun ki:)
Moderatöre Bildir   Logged

"Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
ÖNEMLİ OLAN; HAYATTA EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK DEĞİL, EN AZ ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAKTIR."
cerencan
Forum Admin
KUVVET KOMUTANI
*****



Karma: 17
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.637

PITIRCAN


WWW
sevgili İclal Aydın ın yazıları...

          iclali seviyorum beaa Sırıtan Sırıtan Sırıtan
Moderatöre Bildir   Logged


FaNtAStic
er
*



Karma: -1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 44


sevgili İclal Aydın ın yazıları...

bende seviyorum inceden bir şakaydı sadece Gülümseme
Moderatöre Bildir   Logged

gittiği yere kadar..!!
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

vista styLe Design by MagoSa
Smfciyiz Desing Team
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
| chat |bedava sohbet |sohbet odaları | sohbet | mirc |mircturk |Site Map | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | uRLList | forum |
Bu Sayfa 18.046 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu


wWw.Karar.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

_
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir Ayrıca Forumumuzda Mp3 ve Film Paylaşımı kesinlikle yasaktır. Belirtilen konular ile ilgili şikayetlerinizi karar@karar.org adresine bildiriniz.Şikayetiniz acil ise irtibat numaramız +90 0538 420 38 85
eXTReMe Tracker
hosting arkadas
Karar.Org Forum Sistemimiz ; forum , turkforum, turkiyeforum, turk forum , turkiye forum, forum siteleri, cep forum, oyun forum, muzik forum, Forum, forumfor, bedava forum, forum sohbet, forumlar, bedava forumlar, karar, karar forum, karar sohbet, secim, seçim, secım, 2009 seçim, yerel seçim, yerel secim, 2009 yerel seçim, anket, anketler, 2009 yerel seçim anket, anketleri, tahmin, tahminleri, belediye seçimleri, 2009 belediye secimleri, adaylar, adayları , matematik, matematikçi, matematikci, ünlü türk matematikciler, ünlü türk islam matematikçileri, geleneksel sanatlar, geleneksel sanatlarımız, gibi kelimelerde GooGLe.Com.TR 'de yer almaktadır.