mare_nostrum
er

Karma: 8
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 421
|
Paul Régla Kardeş, Paris Union et Vertu Locası’ndaki konuşmasında, adaletsizliğin V.Murat’a yapılan haksızlıkla başladığını ifade eder. Hak kutsallığına güvenen ve bu yolda mücadele veren Masonların, bu konuda bir ilk’i daha başlatarak, Osmanlı Liberal Komitesi tarafından İnsan Hakları Birliği’ne yollanan başvurudan söz eder. Bu başvuru Sultan V.Murat’ın ölümünden üç yıl önce yapılmıştır. Başvuru metni ve bu başvuruya verilen karşılıklar (Ek-1, -2) aşağıdaki gibidir:
Ek-1:
Constantinople, 5/8 Mart 1901 Sayın bay Trarieux, İnsan Hakları Birliği Başkanı.
Sayın Başkan,
Constantinople Merkez Liberal Komitesi “Yurttaş ve İnsan hakları Birliği’ne, bugüne kadar hiçbir insanın benzeri asla görülmemiş bir şekilde kıyasıya uğradığı büyük haksızlığı protesto etmek ve tarihin henüz yazmadığı boyutlarda ızdırap içinde kıvranan bir mazlumun,katlandığı tüm acılara son vermek amacıyla, durumu bilgileriniz sunmak ve Birliğiniz desteğiyle,olayın tüm uygar dünyaya açıklanarak kamuoyu sağlanmasında yardımcı olmanız düşüncesi içinde kaleme alınan bu yazıyı tarafınıza yollamaktan onur duyar. Sultan V.Murat’ın deli olduğu bahanesiyle Çırağan Sarayı’na hapsedildiğinden bu yana tam çeyrek yüzyıl geçmiştir. Usule tamamen aykırı şekilde gerçekleştirilen bu hapis işlemi, en barbar koşullar altında sürüp gitmektedir. Yirmibeş yıl gibi bir süre içinde gardiyanlarınkinden başka hiçbir yüzle karşılaşmamıştır. Bir dost sesi duymamış, en sevdiği kimselerin iki satır yazısı kendisinden esirgenmiş, kaldığı yerden dışarı çıkarak çevresindeki parkta dolaşmasına izin verilmemiş ve dahası, kitap ve gazete okuması da yasaklanmıştır. Dış dünyadan tamamen habersiz yaşadığından, Saray içinde bir mezarda kefenle dolaşır hale gelmiştir. Başvurumuz siyasi bir amaç taşımadığından, tahttan el çektirilen bir hükümdarın sahip olduğu haklar üzerinde durmak istemiyoruz. Huzurunuza çıkarak, güçlü otoriteniz sayesinde, korumaya almanızı talep etmek için savunduğumuz hak, özgür doğan her insanın hiçbir zaman yok edilemeyecek her türlü hakkıdır.
Eğer V.Murat gerçekten hastaysa, çağımız ilminin o hastalık için gerektirdiği bakımın uygulanmasını talep ediyoruz. Yok eğer hasta değilse, en doğal hakkı olan özgürlüğünün geri verilmesi gerektiğini söylüyoruz.
İnancımız Birliğinizin özellikle bu tür konuları ele alıp, insanlığı bu ve benzeri haksızlıklara karşı harekete geçirerek yönetmek olduğu doğrultusundadır..Eğer söz konusu edilen şey bir hakkın savunulması için ortaya konacak çaba ise, “Birliğiniz” hiçbir ırk arasında ayrım gözetmez, sosyal konularla ilgilenmez. Dahası, “Birliğinizin” adındaki İnsan Hakları, Yurttaşlık Haklarından önce gelmektedir.Yaptığımız başvurunun dikkate alınacağına dair olan inancımız sonsuzdur. İnsanlar içinde en büyük mutsuzluğa uğratılan bedbaht Murat’ın, hapsedildiği o yerde, bir Şeytan Adası kurbanının çektiği acılardan çok daha fazlasını yaşamakta olduğu inancımıza sizin de katılacağını umuyoruz. Constantinople Merkez Liberal Komitesi
Ek-2:
Paris, 24 Nisan 1901
Sayın Osmanlı Merkez Liberal Komitesi Üyeleri.
Baylar,
Tarafımıza iletmiş olduğunuz görüşlerinizde ve bu görüşlerden kaynaklanan başvuru isteğinizde tamamen haklı olduğunuzu belirtmek isteriz. Bize göre hükümetinizin olaydan tedirginlik duymasını gerekir ve sorduğunuz sorular karşısında sizleri aydınlatması kaçınılmazdır.
Evet, yirmi beş yıldan beri muammalı bir şekilde Çırağan Sarayı’nda hapis hayatı yaşayan V.Murat’ın durumu ciddi kuşkular uyandırmaktadır. Hayatı hakkında bilgi edinmek hakkınızdır.
Nitekim sizin de pek yerinde işaret ettiğiniz gibi, bu bedbaht Prensin akıbeti hakkında bir açıklama yapılmasının zamanıdır. Eğer ileri sürüldüğü gibi, kapatıldığı yerin kapıları ciddi bir hastalık yüzünden üzerine kilitleniyorsa, derhal ilmin ışığı altında bakımı sağlanmalıdır. Ancak ileri sürülen hastalık, tutsaklığının sürdürülmesini sağlayan bir bahane ise, serbest bırakılmalıdır.
Prens ya da sıradan biri, aynı haklara sahiptir.
Bizim tarihimizde de keyfi yönetime bağlı haksız yere hapsedilme olaylarına rastlanır. XIV. Louis zamanında, Demir Maske; Pompadour yönetiminde, Demir Maske (Latude). Bizler ancak Bastille’i yıktıktan sonra İnsan Haklarını ilân edebildik.
Sizleri çevreleyen Bastille’ler dimdik ayakta dururken, bizin zayıf sesimizin Hükümdara kadar ulaşmasına nasıl izin verirler? Bu konuda gerçekten umutsuz olduğumuzu belirtmeliyiz. Ancak her türlü tepkimiz insanların kalplerinde çınlayacak, yankı yaratacaktır. İşte o insanlar, zamanı geldiğinde, insanlığın sesini duyuracaklardır.
En samimi duygularımın ifadesini sunuyorum.
L. TRARİEUX İnsan Hakları Birliği Başkan
Paul Régla Kardeşimiz, Loca’daki konuşmasına şu sözlerle son verir:
“ Pek Değerli Kardeşlerim; Biliyorum ki bu şekilde konuşmam, çevresinde kendisini pohpohlayan adamları ve göze girmeye çabalayan bir takım zevatla birlikte destanlara özgü bir hayat sürdüren Abdülhamit görüntüsünü zedelemektedir. Ne var ki severek üstlendiğim görev, Kardeşimiz Murat’ın gerçek durumunu her ne pahasına olursa olsun burada sizlere yansıtmaktır. Buna rağmen bazı hususları anlatmıyor, suskun kalmayı tercih ediyorum. Bunu da sırf, halen Sarayda çalışan ve hatta gardiyanlar arasında bulunan Murat’a sadık kişilere herhangi bir zarar gelmesin diye yapıyorum.
Sizlere söylemek istediğim her şeyi söyledikten sonra, bizleri burada birleştiren beraberlik anlayışı duygunuza bir kez daha sesleneceğim. Yasalarımızın hepimize yüklediği görevler doğrultusunda vicdanınıza danışıp en uygun kararı vereceğinizden hiç kuşkum yoktur.”
SONUÇ
“Osmanlı Masonları Üzerine İlk Anayasamızla İlgili Bir Tarihçe” başlığı altında, yalın ve panoramik bir bakış açısıyla özetlemeye çalıştığımız bu yazının amacı; gönüllerini insan sevgisine yönelik felsefi içerikli ve ileriyi hedef alan Masonluk uğraşısına vermiş; kendilerini Hakikatin araştırılmasına ve insanlar arasındaki dayanışmanın sağlanmasına adamış; Tüm güçleriyle İnsanlığın sosyal ve entelektüel gelişimi yanında, maddi ve manevi yükselişi için de çaba harcayan ve bir döneme ülkelerinin aydınlığı için adlarını kazıyan Kardeşlerimizi anmak olmuştur.
Tekris olup Mason sıfatını kazanan ve harici âlemdeki tüm edinimlerini bir kenara koyabilme olgunluğuna erişmiş Kardeşlerimizin masonik yapı, masonik anlayış ve nihayet bu camiadan aldıkları Nur’u ne koşullar içinde ve nasıl bir çabayla ve hatta hayatları uğruna yansıttıklarını biliyor ve onları gururla kalplerimizde yaşatıyoruz.
Birinci Meşrutiyete ve ilk Anayasamıza can veren Localardaki çekiç sesleri, Genç Osmanlılar olarak adlandırılan Kardeşlerimizin başarısı olarak topluma yansıdı ve bu başarı Tarih Levhası’na Türk Masonluğu’nun adını kazıyarak ölümsüzleşti. İkinci Meşrutiyet ise, onların elinden alınan bayrağı yücelterek ve onların anısına dayanılarak, bu kez Genç Türkler tarafından ilân edilecekti. Onlar da Localardaki çekiç seslerini, yeni bir aydınlığa dönüştürecek Kardeşlerimizden başkaları değildi.
Dileğimiz Localardaki çekiç seslerinin hep var olması ve bu seslerle Kardeşlerimizin, insana ve insanlığa olan hizmetlerinin çoğalmasıdır.
|