+ Karar.Org | Karar , forum , turkforum , karar forum » Beyin Fırtınası » Makaleler (Moderatör: Master)
 Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in, "1982 Anayasası'nı Devlet Adına Tanıtma

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in, "1982 Anayasası'nı Devlet Adına Tanıtma  (Okunma Sayısı 201 defa) Seçenekler Arama
mare_nostrum
er
*



Karma: 8
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 421


Üyelik Bilgileri
Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in, "1982 Anayasası'nı Devlet Adına Tanıtma

Aziz Yurttaşlarım,
12 Eylül 1980 günü sizlere hitap ettiğimden bu yana iki yılı geride bırakmış, üçüncü yıla girmiş bulunuyoruz. Bu süre içinde çeşitli yer ve zamanlarda açıkladığım "Demokratik parlamenter düzene geçiş" takvimindeki aşamaları, tespit ettiğimiz tarihlerden de önce gerçekleştirdiğimizi gördünüz. Ne vaad etmiş isek hepsi teker teker yerine getirilmiştir. Şimdi de halkoyuna sunulacak yeni Anayasa ile aziz milletimizin huzurunda bulunuyoruz. Bu Anayasanın Türk milleti tarafından kabul ve tasvibini müteakip, yeni partiler kanunu hazırlanacak ve böylece memleketimizde tekrar siyasi partiler teşekkül etmiş olacaktır. Hemen arkasından çıkarılacak yeni seçim kanunu ile de 1983 yılının sonbaharında veya 1984 ilkbaharında genel seçimlere gidilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi teşekkül edecek ve bu suretle milletimizin hayatında, yeni bir demokrasi dönemi başlayacaktır.
İki yıl önce 12 Eylül 1980 günü sizlere bu mikrofon ve ekrandan söylediklerim, hiç şüphesiz, hafızalarda tazeliğini korumaktadır. Gerek o konuşmamda, gerek ondan sonraki basın toplantısı ve yurt gezilerimdeki konuşmalarımda, millet ve memleketimiz için ne kadar korkunç bir gelecek hazırlandığını, iktidar boşluğu yaratılarak Türk Devletinin ne kadar vahim bir hayati tehlike ile karşı karşıya bırakıldığını izah etmiştim. Vatansever her Türk, göz göre göre içine düşülmüş bulunan o kan ve ateş deryasından yegane çıkış ve kurtuluş ümidini, Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekete geçmesinde aramıştı.
12 Eylül öncesinde, zamanın iktidarlarını bu konuda uyardık ve korkunç gidişi her vesile ile tekrarladık. Uyarılarımız, zamanın Cumhurbaşkanına 27 Aralık 1979'da benim ve Kuvvet Komutanı arkadaşlarımla, Jandarma Genel Komutanının imzasını taşıyan bir muhtıranın verilmesi ile doruğuna ulaştı. Fakat bu uyarının bile Devlet ve memleketin kaderini elinde tutanlar üzerinde en küçük bir etkisi görülmedi. Bilakis memlekette anarşi ve terör gittikçe yaygınlaştı ve yoğunlaştı. Nihayet bu tehlikeli ve korkunç durum o noktaya geldi ki; vatandaşlarımız, bizim, yani Silahlı Kuvvetlerin duruma müdahalede geç kaldığını bile açık açık yazıp söylemeğe başladılar.
Hepinizin çok iyi bildiği gibi her gün ortalama yirmi vatandaşımız anarşik olay ve terör hareketleri yüzünden hayatını kaybediyordu. Verdiğimiz kurbanların sayısı çoktan beş bini aşmış, yaralanan ve sakat kalanlar ise onbeş bine ulaşmıştı. Hayat felce uğramış, vatandaşın can ve mal güvenliği tamamen ortadan kalkmıştı. Başta Parlamento olmak üzere Devlet organları çalışamaz bir hale gelmişti. Devlet altı aydır Cumhurbaşkansız kalmış, ne zaman seçileceği de belirsiz idi. Siyası partiler ise hala kısır bir çekişme içerisinde, sen-ben kavgası ile çok kıymetli ve sayılı günleri heba etmekte idi. ideolojik sebeplerle, vatan topraklarını parçalamak ve Türk Milletini mezhep ve türlü kışkırtmalarla birbirine kırdırmak hesaplarıyla, Devletimiz Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en hain suikastına uğramak üzereydi.
12 Eylül Hareketinin hangi sebepler ve ne gibi şartlar içerisinde bir mecburiyet halini aldığı bir an bile unutulmamalıdır. Zira geçmiş unutulursa, bugünü yeterince anlamak mümkün olamaz. Geçmişten, tarihten ibret alınmazsa, geçmişin derslerinden yararlanılamazsa, geleceği düzenlemek imkanı da bulunamaz. Tarih iyi bilinmeli ve ondan ibret alınmalıdır. Tarihten ibret alınmazsa, o tarih elbette tekerrür eder. Geçmişin tekrarlanmamasını, tarihin tekerrür etmemesini isteyenler, geçmişten, tarihten ders ve ibret almağa mecburdurlar. Aksi halde tarihin ve onun tekerrürünün elinden kurtuluş yoktur.
Fakat, maalesef öyle gözüküyor ki, içimizden bazıları, 12 Eylül öncesinin felaketlerini unutmuş görünüyorlar.
Evet sevgili vatandaşlarım, bazıları, bugünün sulh ve sükun, nizam ve asayiş ortamı içinde, huzura kavuştuklarından beri, 12 Eylül öncesini unutmuş gibidirler. Bunların bir kısmı, herhalde hafızalarının zayıf olması yahut 12 Eylül öncesinde bizzat bir felakete uğramamış bulunmaları sebebiyle "Geçmişi" unutmuşlardır. Gene bunların bir kısmı, memleket tekrar bir kan ve ateş deryasına düşse bile Türk Silahlı Kuvvetlerinin nasıl olsa, memleketi bir kere daha o felaketten kurtaracağına güvenerek, Devlet ve toplum hayatında tarihin tekerrür etmesini önlemek için almağa çalıştığımız tedbirleri, kendi kişisel yahut zümre çıkarları doğrultusuna yöneltmeğe uğraşmaktadırlar. Bazıları da, Türk vatandaşlarına, 12 Eylül öncesinde yaşadığı cehennem hayatını ve çektiği elem ve kederleri, içine düştüğü çırpınış ve ümitsizliği unutturmak suretiyle, Devletin, millet ve memleketin geleceği için almağa çalıştığımız ve tarihin tekerrürünü önleyecek tedbirleri, vatandaşlarımızın gözünden düşürmeğe çalışmaktadırlar ki, Türkiye'yi yeniden aynı noktaya getirsinler.
Fakat siz, aziz vatandaşlarım, sizler!.. O geçmiş, kanlı, ateşli, ölümlü, ıstıraplı, üzüntü ve ümitsizliklerle dolu, can korkusu altında ve "Memleket elden gidiyor" çırpınışlarıyla, eviniz, evlatlarınız, kendiniz ve vatanınız için endişe ve korkular içinde yaşadığınız o kara günleri eğer bir daha yaşamak istemiyorsanız, geçmiş zamanın sebeplerini unutmamalısınız.
O kara günleri, o kan ve ateş içindeki günleri unutmayınız ki, o günler bir daha yaşanmasın. O ümitsizliklerle dolu felaketli günleri, o her gün bombaların, silahların patladığı, kahvelerin, lokantaların, bankaların, sokakların, evlerin makineli tüfeklerle tarandığı, o her gün ortalama 20 anarşi kurbanının cenazesinin kaldırıldığı günleri unutmayınız ki, o günlere karşı tedbir bulunabilsin ve o günler bir daha geri gelmesin.
Aziz Vatandaşlarım,
Kanunen, Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci vazifesi, Türk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır. Ancak son 12 Eylül Harekatı da dahil olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerimizin görevi sadece kardeş kavgalarını önlemek veya ülkenin ve milletin bütünlüğüne yahut düpedüz Devletin varlığına yönelen hayati tehlikeyi ortadan kaldırmakla sona ermemiştir. Devlete yeni bir Anayasa vermek, veya mevcut Anayasada esaslı bir takım değişikliklerin yapılmasını istemek mecburiyeti, geçmişte de doğmuştur. Nitekim şimdi de, 1961'de meydana getirilen Anayasanın 1971 sonlarında Silahlı Kuvvetlerin de temennileriyle gerçekleştirilen fakat bir takım oyunlarla tam olarak yapılamayan değişikliklere rağmen bir türlü başarılı olamadığı görülmüş ve 1961 Anayasasının ortadan kaldırılmasına ve yeni bir Anayasanın meydana getirilmesine kesin ihtiyaç hissedilmiştir.
Aslında, bir Anayasanın yaşama gücünü, herşeyden önce onu yorumlayacak ve uygulayacak olanların tutum ve anlayışlarında bulacağı doğrudur. Hatta yeryüzünde demokrasinin beşiği sayılan fakat yazılı Anayasası bile bulunmayan büyük bir ülke bile vardır. Ve o ülkede, yazılı olmayan o Anayasanın hukuk kitaplarında derlenmiş bulunan esaslarını, hiç kimse anlamından ve amacından saptırmağa yeltenmediği halde, pek ayrıntılı olarak ve son derece dikkatle kaleme alınmış yazılı Anayasaların sık sık amaçlarından saptırıldığı ve kurallarının çiğnendiği yahut hükümlerinin kötüye kullanılmış olduğu ülkeler de vardır ve hatta daha da çoktur. Bununla beraber, geçirdiği siyasi hayatın ve tecrübelerin bizimki gibi, yazılı bir Anayasaya mutlak surette ihtiyaç hissettirdiği bir ülkede, "Her iş insanın kendisinden başlar ve gene kendisinde biter" diyerek, Anayasa meselesini bir tarafa bırakmak imkanı yoktur. özellikle, hür demokratik rejimi, başka bazı ülkelere göre yeni kurmuş sayılan ülkemizde, yaşanan tecrübelerden ders almamak ve Anayasaların nerelerden ve hangi noktalardan açık vermekte ve aksamakta olduğunu tespit ettikten sonra, daha iyi, daha mükemmel ve milli bünyeye daha uygun bir Anayasa arayışının peşini bırakmak, şüphesiz mümkün değildir.
Geçirilen acı tecrübelerin ışığında Anayasadaki nelerin hangi aksaklıktan ve milli bünyeye hangi noktada uyumsuzluktan ileri geldiği, şüphesiz aranarak tespit edilmelidir. Cumhuriyetimizin bizzat Atatürk tarafından konulmuş temel özellikleri, en önde gelen nitelikleri, Anayasada açıkça ve bilerek veya bilinmeyerek meydana gelecek her türlü yanlış anlamaya mani olacak surette ifade edilmelidir. Milletimiz, Cumhuriyet ile birlikte siyasi ve hukuki hayat tarzı olarak "Hür demokratik rejimi" seçmiştir. Bu rejimin Anayasadaki ifadesi tam mıdır? Esasları açık seçik biçimde konulmuş mudur? Hür demokratik rejim için gerekli devlet düzeni, Anayasada icabettiği şekilde tespit edilmiş midir? Hür demokratik rejim için varlıkları şart olan Devlet organları, sağlam ve dayanıklı bir biçimde kurulmuş ve bunların bir taraftan kendi görev ve yetkileri, diğer taraftan birbirleriyle ilişkileri olumlu ve verimli bir Devlet faaliyetine uygun surette düzenlenmiş midir? Fertlerin doğuştan sahip bulundukları bir takım temel hak ve hürriyetler ile, Devletin idaresine katılma yolundaki siyasi hakları ve gerçekleştirilmesini azami imkanlar dahilinde Devletten bekleyecekleri sosyal haklar ve münasebetler, uygun bir biçimde tanzim edilmiş midir?
Hiç şüphesiz bir Anayasada göz önünde tutulması gereken ilk hedefler, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, Devletin güçlü varlığı ve fertlerin mutluluğudur.

Moderatöre Bildir   Logged

Bir gün mutlaka...
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

vista styLe Design by MagoSa
Smfciyiz Desing Team
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
| chat |bedava sohbet |sohbet odaları | sohbet | mirc |mircturk |Site Map | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | uRLList |
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu


wWw.Karar.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

_
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir Ayrıca Forumumuzda Mp3 ve Film Paylaşımı kesinlikle yasaktır. Belirtilen konular ile ilgili şikayetlerinizi karar@karar.org adresine bildiriniz.Şikayetiniz acil ise irtibat numaramız +90 0538 420 38 85
eXTReMe Tracker
hosting arkadas