+ Karar.Org | Karar , forum , turkforum , karar forum » İslam ve İnsan  » İslami Bilgiler (Moderatörler: Master, muradcevik)
 Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi  (Okunma Sayısı 304 defa) Seçenekler Arama
muradcevik
Moderator
ÜSTTEĞMEN
****



Karma: 4
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.053


Üyelik Bilgileri
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi
Sual: Bugün birçok fırka, grup var. Hepsi doğru olan biziz, ötekiler yanlış yolda diyor. Hangisi doğru yoldadır? Bunu nasıl biliriz?
CEVAP
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
[Tirmizi’nin bildirdiği] (Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, 72’si Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) hadis-i şerif, 72 fırkanın Cehennemde azap göreceğini fakat, Cehennemde sonsuz kalacağını bildirmiyor. Sonsuz kalmak, imansızlar yani kâfirler içindir. 72 fırka, Cehennemde itikadlarının bozukluğu kadar yanar. Yalnız Ehl-i sünnet Cehennemden kurtulur. Bunlardan kötü iş yapanların günahları tevbe veya şefaat ile affolunmadı ise, bunlar da günahları kadar Cehennemde kalırlar. (3/38)

Ehl-i sünnet itikadına uymayan bozuk, sapık inançlara bid’at ve dalalet yolları denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiğine uymayan, her mana yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur’ana ve hadise uyduğunu iddia eder. Kısa görüşü ile, bunlardan yanlış manalar çıkarır, doğru yoldan kayar. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerimde verilen misaller, çok kimseyi saptırır, çok kimseyi de doğru yola iletir) buyurdu. (Bekara 26)

Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıkları manalar doğrudur. Çünkü, bu manaları, Eshab-ı kiramdan ve Tâbiinden almışlardır. Kurtuluş yolunu, yanlış yollardan ayıran onlardır. Onların hidayet ışıkları olmasaydı, bizler doğru yolu bulamazdık. İslamiyet’i bozulmaktan koruyan onların çalışmasıdır. Onlara uyan kurtulur. Onlara uymayan sapıtır, herkesi de sapıtmaya çalışır. (m. 286)

Bir hadis-i şerifte, (Rabbim bana vahyetti ki: “Ya Muhammed, eshabın gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı bazısından daha parlaktır. Onlardan birine uyan hidayet üzeredir”) buyuruldu. (Deylemi)

Kur’an-ı kerimde mealen, (Her fırka, doğru yolda olduğunu zannederek sevinir) buyuruldu. (Rum 32) [m.80]

Peygamber efendimiz ise, (Kurtuluş fırkası, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır) buyurdu. Resulullah efendimiz, kendini söyledikten sonra, Eshab-ı kiramı da, söylemesine lüzum olmadığı halde, bunları da söylemesi, (Eshabım benim yolumdadır, benim yolum, Eshabımın yoldur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur) demektir. Ancak Eshab-ı kiramın yolunda giden Ehl-i sünnettir.

Nisa suresinin 79. âyetinde, (Resule itaat, Allah’a itaattir) buyuruldu. Allah’a itaatin, Resulüne itaatten başka olduğunu sananlar için buyuruluyor ki:
(Allah’ın yolu ile, peygamberlerin yolunu birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,151]

Resulullah efendimiz, (Eshabımın yolundan gidin) buyurduğu halde, Eshabın yolunda gitmeyip de, Peygambere uyduğunu söyleyen, Ona uymuş olmaz. Böyle yol tutan kurtulamaz. Mücadele suresinin, (Doğru bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Biliniz ki, onlar yalancıdır) mealindeki 18. âyeti bu gibilerin halini gösteriyor. (m. 80)

İhtilafları çözmek için de sünnete ihtiyaç vardır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Anlaşamadığınız bir işin hükmünü Allah’tan [Kur’andan] ve Resulünden [hadisten] anlayın.) [Nisa 59] Buradaki anlayın emri, âlimler içindir. Çünkü Kur’an-ı kerimde, (Bilmiyorsanız âlimlere sorun) buyuruluyor. (Nahl 43)

Kur’ana, Sünnete ve eshaba uyabilmek için dört mezhepten birisine uymak gerekir. (Mizan-ül-kübra)

Seyyid Ahmed Tahtavi hazretleri buyurdu ki:
Bugün her Müslümanın 4 mezhepten birinde bulunması vaciptir. 4 mezhepten birinde bulunmayan Ehl-i sünnetten ayrılır. (Dürr-ül-muhtar haşiyesi)


Kimlerle bulunduğumuz önemli
Birçok kültür dalında bilgisi olan aydın kimseye entellektüel denir. Bir yabancı yazar ise, entellektüeli, ihtisas alanına girmeyen her konuda konuşan ve sözlerinde hiç mesuliyet hissi duymayan sorumsuz kişi olarak tarif ediyor. Böyle kimselere, entellektüel bozuntusu veya ukala da diyorlar. Kimi de yarım aydın, çeyrek aydın diyor. Herkes, bildiği işte, ihtisas alanına giren konuda fikir yürütür. Bu normaldir. Ama dini konu olunca, bilsin bilmesin herkes, ulu orta konuşur, müctehid kesilir. Dini, bir şahsın fikri gibi tenkide tâbi tutuyorlar. Mesela şöyle diyorlar:
(Tek kaynak Kur’andır, herkes Kur’andan anladığı ile amel etmeli)
(Namaz Türkçe kılınmalı)
(Tesettür teferruattır, ilim öğrenmek için, saçları açmalı)
(Ehli kitapla iman birliğimiz var, onlara yaklaşmalıyız)
(Horozdan, balıktan kurban olur)

Herkes ancak ihtisas alanında konuşmalı, her işe burnunu sokmamalı. Maalesef bu fikirleri söyleyenler arasında ilahiyatçı olanlar da vardır. Onlar da, (Biz Kur’ana göre konuşuyoruz) diyorlar. Her grup, (Bizim yolumuz doğru) diyor. Kur’an-ı kerimde de, (Her fırka, her grup doğru yolda olduğunu sanarak, sevinmektedir) buyuruluyor. Hadis-i şerifte de, bu ümmetin 73 fırkaya ayrılacağı, sadece içlerinden bir fırkanın doğru olduğu bildiriliyor. Bunların arasında kurtuluş fırkasının alameti de bildirilmiş, (Bu fırkada olanlar, benim ve Eshabımın gittiği yolda bulunanlardır) buyurulmuştur. Peygamber efendimizin, kendini söyledikten sonra, Eshabını da söylemesi gerekmezken, bunları söylemesi; (Benim yolum, Eshabımın yoludur. Kurtuluş yolu, yalnız Eshabımın gittiği yoldur) demektir.

Akla uyarsak doğruyu bulmak çok güç olur. Her fırkadaki insan, “Bu fırka doğru yolda” diyor. Bu işte selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına göre bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana çıkar.

Soracak âlim yoksa veya bir kimsenin gerçek âlim olup olmadığını bilmiyorsak ne yapacağız? Dinimiz, bunun da yolunu bildirmiştir. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz vermiştir. Rabbimiz sözünden dönmez. Bunun için dua etmelidir. Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir. Dua ederken, duanın şartlarını da gözetmeli. Şartlarına uygun dua edilince, dua kabul olur. Dua kabul olunca da, doğru olan, hak olan bulunmuş olur.

Bütün kerametler bize verilse, fakat itikadımız düzgün değilse, halimiz haraptır. Eğer bütün dertler bize verilse, itikadımız doğru ise, üzülmek gerekmez. Doğru itikad, ehl-i sünnet itikadıdır. Felaketten kurtulmanın tek çaresi, kurtulanlarla beraber olmaktır. Kıtmir, köpek iken, Eshab-ı kehf ile beraber olduğu için Cennete girdi. O halde kim olduğumuz değil, kimlerle bulunduğumuz önemlidir.

Akıl büyük nimettir
Büyük bir nimet olan akıl ile gerçekleri görmek mümkün olur mu? Selim olan akıl ile gerçekler görülür. Selim olan akıl ise ancak peygamberlerde bulunur. Selim olmayan kendi aklımıza uyarsak doğruyu bulmak çok güç, hatta imkansızdır. Çünkü her gruptaki insan, “Bu grup doğru yolda” diyerek ona girmiştir. Bu işte, selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, bu kadar grup meydana çıkmazdı. Bu gruplara girenler de, aklına göre bu grupları tercih etmişlerdir. Akla uyulduğu için sayısız grup, sayısız hizip meydana çıkmıştır. Hatta akla uyulduğu için, beşeri dinler uydurulmuştur. Akla uyulduğu için, bu ümmetin arasından da 72 sapık fırkanın çıkacağını Resulullah efendimiz haber vermiştir. “Hangi grup çoğunlukta ise doğru odur” mantığı ile hareket edilirse, yine doğruyu bulmak mümkün olmaz. Çünkü Allahü teâlâ, (İnsanların çoğuna uyan sapıtır) buyuruyor. (Enam 116)

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyanlar, doğruyu bulur. Doğru olan bir taife her zaman bulunur. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Her devirde doğru yolda olan bir taife bulunur. Bunlara, hiç kimse zarar veremez.) [Mişkat]

Kitapçılarda bulunan İslam kitapları arasında bozuk olanları çok ise de, doğru olanları da vardır. Bu doğru kitaplar hiçbir zaman yok olmaz. Bunların koruyucusu Allahü teâlâdır.

Dinimiz ilme ve âlime büyük önem verir. Bize ilmi bildiren âlimlerdir. Hadis-i şerifte, (Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir) buyuruldu. Peygamberlerin vârisleri olan âlimlere dil uzatan, onları âlim oldukları için kötüleyen kimsenin imanı gider. Bir de İslam âlimi sanılan ve dinimizi içten yıkmaya çalışan dinde reformcular vardır. Bunların ihanetlerini bildirmek, kötülemek olmaz. Dinin emrine uymak olur. Kötüye kötü, kirliye pis demek yanlış değildir. Temize pis demek kötülemek olur. Kötülerin kötülüğünü açıklamak, Müslümanları, onların zararından korumaya çalışmak farzdır. O halde bütün insanları bunların zararından korumaya çalışmalıdır. İslamiyet’i yanlış anlatan kötü din adamları, büyük vebal altındadır. İnsanların çektikleri sıkıntıların sebebi kötü din adamlarıdır.

Kötü din adamları için, (Bu kimselerin hiç iyi tarafı yok mudur?) denilmesi doğru değildir. Cenab-ı Hak, imansızların yol, köprü, cami, yaptırmak gibi hiçbir ameline sevap vermiyor, Cehenneme atıyor. Böyle kötü din adamları, din, iman hırsızlarıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlimlerin kötüsü, insanların en kötüsüdür.) [Bezzar]

(İlmini ticarete alet eden kötü âlimler yazıklar olsun. Devlet adamlarına yaklaşır, menfaat temin etmeye çalışırlar. Bunların yaptıkları ticaret, kesada [darlığa, kıtlığa] uğrasın!) [Hakim]

(Bir zaman gelir ki, camiler ve hafızlar çoğalır, ama, [hakiki] âlim bulunmaz.) [Ebu Nuaym]

(Zebaniler, günahkâr hafızlara, puta tapanlardan daha önce azap yapar. Çünkü bilerek yapılan günah, bilmeyerek yapılandan daha kötüdür.) [Taberani]

(İlmi ile amel etmeyen âlim, kıyamette en şiddetli azaba düçar olur.) [Beyheki]

(Kıyamette, ilmi ile amel etmeyen âlimin Cehennemde çıkardığı kötü kokudan, Cehennem ehli rahatsız olarak şöyle seslenir: "Ey kötü kimse, çektiğimiz eziyet ve bu acı durum yetmiyormuş gibi, bir de senin çıkardığın kötü kokuya mı katlanalım? Sen ne yaptın da bu duruma düştün?" Âlim ise, "İlim sahibi idim, fakat ilmimle amel etmezdim" diye cevap verir.) [İ. Ahmed]

Şaşmaz ölçü
Sual: Piyasada birçok kitap, birçok grup var. Bunlar için ne diyebiliriz?
CEVAP
Bizim iyi veya kötü dememizin bir kıymeti yok. Yani bir insan biz iyi deyince iyi olmaz, biz kötü deyince kötü olmaz. Şahıs ismi kitap ismi önemli değil. Binlerce âlim ve kitap var. Elimizde ölçü olursa rahat ederiz, kendimiz anlarız. Ölçüyü imam-ı Rabbani hazretleri veriyor:

(Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana, her buluş kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur'an ve sünnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayan yanlıştır.) [1/ 286]

Demek ki doğru olmanın ölçüsü, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına uymasıdır.

Yine Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Allah sözünden dönmez. Bunun için, Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir.

Allahü teâlânın sözüne güvenmeli, Ona sığınmalıdır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.) [Ankebut 69]

(Allah, kendisine yöneleni doğru yola iletir.) [Şûra 13]
(Allah asla verdiği sözden dönmez.) [Zümer 20]

Şu anda çeşitli gruplardaki insanların da, böyle dua etmekten çekinmemeleri gerekir. Hâşâ Allahü teâlâ yanlış bir iş yapmaz. Belki yanlış yolda olabilirim diye düşünerek, Ya Rabbi kimler doğru yolda ise, senin rızan kimlerle ise, bana onları sevmeyi, onlarla beraber olmayı nasip eyle diye dua etmelidir. Eğer doğru yolda ise, duanın bir zararı olmaz. Yanlış yolda ise, ihlasla yaptığı dua sebebiyle doğruya kavuşmuş, kurtulmuş olur. Böyle dua etmekten çekinmemelidir.
 
Moderatöre Bildir   Logged

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL ON TÜRK DÜNYAYI ALIR
berguzar
er
*


Karma: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6


Üyelik Bilgileri E-Posta
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

Merhaba Arkadaşlar;

Bu yazı Satırbaşı sitesinden alıntıdır.

Kur’an insanlara inmiş, son peygamber Hz. Muhammed aracılığıyla insanlara duyurulmuş bir kitaptır. Bu kitap insanlara indiği için insanların anlayacağı şekilde indirilmiştir. Eğer insanların anlamayacağı bir kitap olsaydı en başta kitabın indirilme mantığına ters düşerdi. Çünkü indirilen veya bildirilen şey anlaşılmaz, kapalı, üç beş falancanın filancanın anlayacağı bir kitap olsaydı sadece onlara inmiş olurdu ve kitaptan sadece onlar sorumlu olurdu. Zaten anlaşılmayacak bir şey neden duyurulsun ki. Hiç kimse bir başkasına anlaşılmayacak bir şey göndermez. Çünkü her eylemde bir amaç vardır.

Kur’an’a baktığımızda kendisini anlaşılır, açık, detaylı, öğüt kaynağı, hikmet kaynağı olarak gösterir.

10/15 Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur’an getir, yahut onu değiştir!,” derler. De ki: “Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”

6/126 Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alan bir toplum için ayetleri detayıyla açıklamış bulunuyoruz.

Kur’an peygamberimiz zamanında hiçbir zaman anlaşılma sorunu çekmemiştir. Gerek iman edenler gerek inkar edenler Kur’an’ın anlaşılır olduğunda, kapalı olmadığında ittifak halindeydiler. Kur’an’ a baktığımızda bunu açık seçik bir şekilde görürüz. Kur’an’ın hiçbir yerinde inkarcıların ‘’bu kitap anlaşılmaz, açık değil’’ gibi ifadelerine rastlanamaz. Tam tersi olarak ayetlerde inkarcıların Kur’an’ı isteseler anlayacakları ifade edilmektedir. İnkarcılar Kur’an’ın anlaşılır olduğunu bildikleri için Kur’an’ın anlaşılmasının önüne geçmeye çalışmışlardır.


41/26 İnkar edenler, “Başa çıkmanız için, bu Kuran’ı dinlemeyin, anlaşılmasını engelleyin,” dediler.


Bu ayette inkarcıların Kur’an’ın anlaşılmasını engelleme çalışmaları anlatılmaktadır. Çünkü biliyorlar ki tarafsız ve önyargısız okunan Kur’an’ın ALLAH kitabı olduğu anlaşılacaktır. Bu yüzden kitabın anlaşılmasını çeşitli çabalarla engellemeye çalışmışlardır.


4/82 Kuran’ı incelemiyorlar mı? ALLAH’tan başkasının olsaydı onda bir çok çelişki bulacaklardı.


Bu ayette de inkarcılardan Kur’an’ı incelemeleri istenmektedir. Demek ki insanoğlu bu kitabı incelerse bunun ALLAH katından olduğunu anlayacaktır. ALLAH inkarcılara bile kitabı incelemelerini istiyor. Nasıl olur da inananların incelemesini istemez. Sorumlu olduğumuz, dinimizin ALLAH’tan gelen ve tek kaynağı olan, açık olduğu bir çok ayette zikredilen kitabı anlamamamız nasıl mümkün olabilir. Anlamayacağımız bir kitaptan nasıl sorumlu olabiliriz. Sadece birilerinin anladığı, yazdığı çizdiği, anlattığı kitaptan nasıl olurda bütün insanlar sorumlu olur? Tabi ki böyle bir şey yoktur ve iman edenler kitabı kolaylıkla anlayabilir. Kısacası ALLAH, Kur’an’ı anlaşılacak özelliklerle donatmıştır.


Kur’an kendisini bu şekilde tanıtmasına rağmen, peygamberimizden sonra kitap anlaşılmaz hale getirilmeye çalışılmıştır. Kitabın anlaşılmayacağı, sadece profesyonel ruhbanlar tarafından anlaşılacağı insanlara lanse edilmiştir. Malesef bu çabalarında da başarılı olmuşlardır. Bu süreçte Kur’an’ı okunup anlaşılan, ona göre hayatı tanzim etmesi gereken bir kitap olmaktan çıkarttılar. Mezarlarda okunan, namazda okunan, duvarlarda güzel kılıflar içinde saklı, sadece ayetlerinin okunma ahengine saygı gösterilip içeriğine bakılmayan bir kitap haline getirdiler. Bu ruhbanların yüzünden insanlar kitabı okumaz hale geldiler. Sadece Arapçası okunan ve bu yolla sevap umulan ama hiç anlaşılmayan bir kitap.


Kitabı anlaşılmaz kılma çabalarının kimlere ait olduğunu Fussilet Suresi 26. ayette görmüştük. Ne yazık ki aynı tavrı peygamberden sonra peygamberi izlediğini söyleyen ama gerçekte peygamberle alakası olmayan zihniyetler göstermiş ve bu çalışmalarında başarılı olmuşlardır. Kendi geçimleri için, statüleri için, kalplerine sinmiş put sevgisi nedeniyle hala da bu çabalarını sürdürmektedirler. Yazdıkları kitaplarda Kur’an’ı siz anlayamazsınız bu alimlerin işidir, siz karışmayın o tarafa, o taraf bizim işimiz veya alimlerimizin işi diyerek insanların kitabı okumalarına engel olmaktadırlar. Katıldıkları televizyon programlarında, camilerde ‘’Kur’an yetmez’’, ‘’Siz anlamazsınız’’ nidalarıyla insanları kitaptan uzaklaştırmaya devam etmektedirler.


Bu engelleme çabaları ki; Hanefi mezhebinin en katı uygulamalarıyla taliban hareketini doğurdu. Aynı şekilde ülkemizdeki mezar evleri doğurdu. El kaide denen örgütü doğurdu. Matbaa bu ülkeye kaç yıl sonra girdi? Aynı zihniyet mezhep savaşlarını doğurdu. Irakta görülen mezhep savaşlarını ne ile açıklayabiliriz. Ülkemizde geçmişte yaşanan mezhep çatışmalarının, sebepleri bu zihniyettir. Kısacası Kur’an’dan uzaklaşmış zihniyetin ürünleri bunlar ve daha burada sayamayacağımız yüzlerce binlerce örnekler.

Tüm bunlardan sonra Kur’an’ı kimlerin anlamayacağını gene Kur’an’dan öğrenelim:


9/127 Ne zaman bir sure inse, “Kimse sizi görüyor mu,” diye bakışırlar. Sonra da dönüp giderler. Anlamaz bir topluluk olduklarından ALLAH kalplerini çevirmiştir.

41/5 Dediler ki: “Senin bizi çağırdığın şeye karşı sabit fikirliyiz, kulaklarımızda ağırlık ve bizimle sizin aranızda bir perde vardır. İstediğini yap, biz de yapacağız.

6/25 Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de ona inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkarcılar, “Bu ancak bir efsanedir,” der.

43/40 Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?

30/52 Sen ne ölülere işittirebilirsin, ne de arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı duyurabilirsin.

30/53 Körü de sapıklığından kurtarıp yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimize inananlara işittirebilirsin ki onlar hemen teslim olurlar.

17/45 Kuran okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına görülmez bir engel yerleştiririz.

17/46 Ve onu anlamalarını engellemek için kalplerine kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Rabbini yalnızca Kuran’da andığın zaman nefretle geriye dönerler.

18/57 Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldığı halde, yaptıklarını unutarak ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Kalplerine, onu (Kuran’ı) anlamalarına engel olacak bir örtü, kulaklarına da bir ağırlık koymuşuzdur. Onları hidayete ne kadar çağırırsan çağır, onlar asla doğruyu bulamaz.


Bu ayetlerden açıkça görülecektir ki; Kur’an’ı anlayamayacak olanlar, inkarda diretenler, en başta inkar yolunu tercih edenlerdir. Kendileri bu şekilde şartlandıkları için ALLAH’ta onların Kur’an’ı anlamalarına engel olmuştur.


Burada ki diğer anlamama sebebi olarak ta ‘’sabit fikir’’ gösterilmektedir. Ne yazık ki bu durum insanların genelinde gözlenmektedir. Tamamiyle kuruntulardan oluşan birçok inanç ve düşünce bile sabit fikirlilik yüzünden devam ettirilmektedir. İşte bu şekilde daha en başta beyin konforunu bozmak istemeyen bu varlıklar mesaja karşı bir tavır almışlardır.


Kitabın anlaşılamayacağını savunan (sadece din adamlarının anlayacağını savunan) zihniyete birkaç soru soralım:


1- Kur’an’ı kimler anlayabilir?

2- Kur’an’ı kimler anlayamaz?

3- Anlayacağını ileri sürdükleriniz kimlerdir?

4- Anlayacağını ileri sürdükleriniz neden farklı mezhep, tarikat ve cemaatteler?

5- ‘’53/23 Onlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir ve ALLAH onlar için hiç bir delil indirmemiştir. Kendilerine, Rab’lerinde bir yol gösterici geldiği halde, sadece kuruntuları ve kişisel arzularını izliyorlar’’ anlayacağını iddia ettiklerinizi bu ayet bağlamında nasıl değerlendireceksiniz?

6- Eğer üstteki 5 soruyu kabul etmiyorsanız neden insanları birilerini taklit etmeye çağırıyorsunuz? Neden önlerine binlerce ciltlik kitaplar koyuyorsunuz? Sadece Kur’an’dan sorumlu olduğumuzu (43/43,44) neden söyleyemiyorsunuz?


Kitaba inandığını söyleyen herkes bilmeli ki biz sadece kitaptan sorumluyuz. Rabbimiz bizi ona göre hesaba çekecek. Ve bu kitap tüm inananların anlayacağı bir kitaptır. Gerisi aldatmacadır. Peygamberimizin ahiretteki şikayetine maruz kalmak istemiyorsak her şeyi elimizin tersiyle bir kenara itip sadece Kur’an’a bakarak inanmamız ve ona göre yaşamamız gerekmektedir.


25/30 Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.“

29/51 Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.


Görüldüğü üzere hepimiz bu Kurandan sorumluyuz, bunu göz artı etmeden, akıl ederek, düşünerek, aklını kullanan kullardan olmak zorundayız....

Hepiniz Allaha emanet olasınız...
Moderatöre Bildir   Logged
muradcevik
Moderator
ÜSTTEĞMEN
****



Karma: 4
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.053


Üyelik Bilgileri
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

kardeş iyi güzelde sen benim yazıma metin eklemesen yani yeni konu aç daha sağlıklı olur...
Moderatöre Bildir   Logged

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL ON TÜRK DÜNYAYI ALIR
berguzar
er
*


Karma: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6


Üyelik Bilgileri E-Posta
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

Merhaba:
Bence senin yazdığın yazıyla çok alakalı olduğu için yazına ekledim, yeni konuda gözden kaçma ihtimali çok yüksekti:)
Hepiniz Allaha emanet olasınız...
Moderatöre Bildir   Logged
muradcevik
Moderator
ÜSTTEĞMEN
****



Karma: 4
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.053


Üyelik Bilgileri
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

iyi o zaman önemli değil biraz sinirliydim o zaman sıkma canını
Moderatöre Bildir   Logged

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL ON TÜRK DÜNYAYI ALIR
köprü
Forum Admin
TEĞMEN
*****



Karma: 37
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.707


Üyelik Bilgileri WWW
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

tesekkurler paylasımlar ıcın
Moderatöre Bildir   Logged

muradcevik
Moderator
ÜSTTEĞMEN
****



Karma: 4
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.053


Üyelik Bilgileri
Doğruyu bulup kurtulmanın çaresi

birşey değil
Moderatöre Bildir   Logged

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL ON TÜRK DÜNYAYI ALIR
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sitedeki Ozel Mesajlar PmSpy 1.2.0 Ile Denetlenmektedir
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

vista styLe Design by MagoSa
Smfciyiz Desing Team
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
| chat |bedava sohbet |sohbet odaları | sohbet | mirc |mircturk |Site Map | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | uRLList |
Bu Sayfa 0.161 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu


wWw.Karar.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

_
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir Ayrıca Forumumuzda Mp3 ve Film Paylaşımı kesinlikle yasaktır. Belirtilen konular ile ilgili şikayetlerinizi karar@karar.org adresine bildiriniz.Şikayetiniz acil ise irtibat numaramız +90 0538 420 38 85
eXTReMe Tracker
hosting arkadas